Kategori: "Dualar - Sureler"

Dualar - Sureler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sınavda Başarılı Olmak İçin Okunması Tavsiye Edilen Dualar
İnşirâh Sûresi, Gönlü rahatlatan bir suredir ve Duha'dan sonra gelir. İnşirah Suresi Duhâ‘dan sonra Mekke’de nâzil olmuştur ve 8 ayetten oluşur. Rasûl-i Ekrem gönül ferahlığına kavuşturulduğu için bu isim verilmiştir. Bol bol okunması gereken fazileti çok İnşirah Suresi ferahlık, kalbinin îman ile rahatlatılması, hikmet ve bilgi ile aydınlatılması ve günahlardan arındırılması için okunması tavsiye edilir. İnşirah Suresinin faziletleri ise; İnşirah Suresini okuyanın; rızkı bollaşır, tembellikten kurtulur, stresten uzaklaşır ferahlığa kavuşur, sinir bozukluğunu giderir ve hafızayı kuvvetlendirir, okuyanın içi rahatlar ve işleri kolaylaşır.

İnşirah Suresi Türkçe Okunuşu

Bismillahirrahmânirrahîm.
1- Elem neşrah leke sadrek
2- Ve vada'na 'anke vizreke
3- Elleziy enkada zahreke
4- Ve refa'na leke zikreke
5- Feinne me'al'usri yüsren
6- İnne me'al'usri yüsren
7- Feiza ferağte fensab
8- Ve ila rabbike ferğab

İnşirah Suresi Anlamı

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.
1- Senin için bağrını açmadık mı?
2- İndirmedik mi senden o yükünü?
3- O sırtında gıcırdamakta olan (ve bu şekilde sana eziyet veren) yükünü?
4- Senin şanını yüceltmedik mi?
5- Demek ki, zorlukla beraber bir kolaylık var.
6- Evet o zorlukla beraber bir kolaylık var!
7- O halde boş kaldığında yine kalk yorul!
8- Ve ancak Rabbinden ümit et, hep O'na doğrul!




(( اَللَّهُمَّ اهْدِنِي لِمَا اخْتُلِفَ فِيهِ مِنَ الْحَقِّ بِإِذْنِكَ، إِنَّكَ تَهْدِي مَنْ تَشَاءُ إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ.))


49. "Allahım! (Dünyada dînî konularda) ayrılığa düşüldüğünde izninle (tevfikinle) beni hakka ulaştır (dosdoğru yolda sâbit kıl).Şüphesiz ki sen, dilediğini dosdoğru yola iletirsin."


((اَللَّهُمَّ آتِنِي الْحِكْمَةَ الِّتِي مَنْ أُوتِيَهَا فَقَدْ أُوتِيَ خَيْرًا كَثِيرًا.))


50."Allahım!Bana,kime verilmişse şüphesiz ki,ona pek çok hayır verilmiş olan hikmeti ver."


(( اَللَّهُمَّ ثَبِّتْنِي بِالْقَوْلِ الثَّابِتِ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَفِي الْآخِرَةِ.))


51."Allahım!Beni,hem dünya,hem de âhiret hayatında sâbit söz (lâ ilâhe illallah) ile sâbit kıl."


(( اللَّهُمَّ حَبِّبْ إِلَيْنَا الْإِيمَانَ، وَزَيِّنْهُ فِي قُلُوبِنَا، وَكَرِّهْ إِلَيْنَا الْكُفْرَ وَالْفُسُوقَ وَالْعِصْيَانَ، وَاجْعَلْنَا مِنَ الرَّاشِدِينَ.))


52. "Allahım!Bize îmânı sevdir ve kalplerimizde onu güzelleştir.Küfrü, fâsıklığı (Allah'a itaatten çıkmayı) ve isyanı (Allah'a karşı gelmeyi) bize çirkin göster. Bizi, (bu sıfatlara sahip) hak yolda yürüyenlerden kıl."


(( اللَّهُمَّ قِنِي شُحَّ نَفْسِي، وَاجْعَلْنِي مِنَ الْمُفْلِحِينَ.))


53. "Allahım! Nefsimi pintilikten (cimrilikten/servet tutkusundan) koru ve beni kurtuluşa erenlerden kıl."


(( اَللَّهُمَّ رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً، وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً، وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ.))


54. "Allahım! Bize dünyada, (âfiyet, helâl rızık, faydalı ilim ve sâlih amel gibi) güzellikler ver. Âhirette de cenneti ver ve bizi cehennem azabından koru."


((اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ النَّارِ وَعَذَابِ النَّارِ، وَفِتْنَةِ الْقَبْرِ وَعَذَابِ الْقَبْرِ، وَشَرِّ فِتْنَةِ الْغِنَى، وَشَرِّ فِتْنَةِ الْفَقْرِ. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ. اَللَّهُمَّ اغْسِلْ قَلْبِي بِمَاءِ الثَّلْجِ وَالْبَرَدِ، وَنَقِّ قَلْبِي مِنَ الْخَطَايَاكَمَانَقَّيْتَ الثَّوْبَ الْأَبْيَضَ مِنَ الدَّنَسِ، وَبَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَايَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ الْكَسَلِ والهَرَمِ، وَالْمَأْثَمِ وَالْمَغْرَمِ.))


55."Allahım!Cehennem fitnesi ve cehennem azabından, kabir fitnesi ve kabir azabından, zenginlik ve fakirlik fitnesinin şerrinden sana sığınırım. Allahım! Mesîh Deccâl[1] fitnesinin şerrinden sana sığınırım. Allahım! Kalbimi, kar ve dolu suyu ile yıka ve beyaz elbiseyi kirden temizlediğin gibi kalbimi günahlardan temizle. Doğu ile batının arasını uzaklaştırdığın gibi, benimle günahlarımın arasını uzaklaştır. Allahım! Tembellik, yaşlılık, günah ve borçtan sana sığınırım."


(( اَللَّهُمَّ إنِّي أَعُوْذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ وَالْجُبْنِ والهَرَمِ وَالْبُخْلِ، وَأَعُوْذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، وَ أَعُوْذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ.))


56."Allahım! Âcizlikten, tenbellikten, korkaklıktan, yaşlılıktan ve cimrilikten sana sığınırım. Kabir azabından, hayat ve ölüm fitnesinden sana sığınırım."


((اَللَّهُمَّ إنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ جَهْدِ الْبَلاءِ، وَدَرَكِ الشَّقَاءِ، وَسُوءِ الْقَضَاءِ، وَشَمَاتَةِ الأَعْدَاءِ.))


57. "Allahım! Malın az ve evlâtların çok olmasından dolayı zor ve meşakkatli bir hayat yaşamaktan, helâk olmaktan, kötü âkibetten ve düşmanların başıma gelen belâdan dolayı bana gülmelerinden sana sığınırım."


(( اَللَّهُمَّ أَصْلِحْ لِي دِينِي الَّذِي هُوَ عِصْمَةُ أَمْرِي، وَأَصْلِحْ لِي دُنْيَايَ الَّتِي فِيهَا مَعَاشِي، وَأَصْلِحْ لِي آخِرَتِي الَّتِي فِيهَا مَعَادِي، وَاجْعَلِ الْحَيَاةَ زِيَادَةً لِي فِي كُلِّ خَيْرٍ، وَاجْعَلِ الْمَوْتَ رَاحَةً لِي مِنْ كُلِّ شَرٍّ.))


58. "Allahım! Bütün işlerimin koruyucusu olan dînimi islah et. Geçim yerim olan dünyamı islah et. (Kıyâmet günü) döneceğim yer olan âhiretimi islah et. (Sana ibâdet ve itaat olan) her hayırlı işte hayatımı uzun kıl.Ölümümü, benim için dünyanın her türlü keder ve üzüntüsünden kurtulma vesilesi bir rahatlık kıl."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْهُدَى، وَالتُّقَى، وَالْعَفَافَ، وَالْغِنَى.))


59. "Allahım! Senden hidâyet (üzere kalmayı), bana senin korkunu vermeni, haram olan şeylerden uzak durmayı ve bana zenginlik vermeni dilerim."


(( اَللَّهُمَّ إنِّي أَعُوْذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ وَالْجُبْنِ وَالْبُخْلِ والهَرَمِ عَذَابِ الْقَبْرِ. اَللَّهُمَّ آتِ نَفْسِي تَقْوَاهَا، وَزَكِّهَا أَنْتَ خَيْرُ مَنْ زَكَّاهَا، أَنْتَ وَلِيُّهَا وَمَوْلاهَا. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عِلْمٍ لاَ يَنْفَعُ وَمِنْ قَلْبٍ لاَ يَخْشَعُ وَمِنْ نَفْسٍ لاَ تَشْبَعُ، وَمِنْ دَعْوَةٍ لاَ يُسْتَجَابُ لَهَا.))


60."Allahım! Âcizlikten, tenbellikten, korkaklıktan, cimrilikten,yaşlılıktan ve kabir azabından sana sığınırım. Allahım! Nefsime senin korkunu ver.Onu (her türlü maddî ve mânevî pisliklerden) temizle. Çünkü sen nefisleri en iyi temizleyensin. Sen onun sâhibi ve efendisisin. Allahım! Faydasız ilimden, huşû duymayan kalpten, doymayan nefisten ve kabul olunmayan duâdan sana sığınırım."


(( اَللَّهُمَّ اهْدِنِي وَ سَدِّدْنِي. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْهُدَى والسَّدَادَ.))


61. "Allahım! Beni doğru yola ilet. (Söz ve davranışlarımda) beni doğruya ilet. Allahım! Senden, beni doğru yola ve doğruya iletmeni dilerim."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ زَوَالِ نِعْمَتِكَ، وَتَحَوُّلِ عَافِيَتِكَ، وَفُجَاءَةِ نِقْمَتِكَ، وَجَمِيعِ سَخْطِكَ.))


62. "Allahım!(Üzerimdeki) nimetinin gitmesinden, sıhhatimin bozulmasından,ansızın gelebilecek belândan ve her türlü gazâbından (seni öfkelendirecek her şeyden) sana sığınırım."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا عَمِلْتُ، وَمِنْ شَرِّ مَا لَمْ أَعْمَلْ.))


63. "Allahım! İşlediğim ve işlemediğim günahların şerrinden sana sığınırım."


(( اَللَّهُمَّ أَكْثِرْ مَالِي وَوَلَدِي، وَبَارِكْ لِي فِيمَا أَعْطَيْتَنِي.))


(( [وَأَطِلْ حَيَاتِي عَلَى طَاعَتِكَ، وَأَحْسِنْ عَمَلِي، وَاغْفِرْ لِي.]))


64. "Allahım! Malımı ve evlâtlarımı çoğalt.Rızık olarak bana verdiğin (nimetini) benim için bereketli kıl."


"Hayatımı (ömrümü) sana itaatte uzun kıl,amelimi güzelleştir ve beni bağışla."


(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ الْعَظِيمُ الْحَلِيمُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّاللهُ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، لاَإِلَهَ إِلاَّاللهُ رَبُّ السَّمَوَاتِ وَرَبُّ الأَرْضِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْكَرِيمِ.))


65. "Azîm ve Halîm olan Allah'tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Yüce Arş'ın Rabbi olan Allah'tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Göklerin, yerin ve yüce Arş'ın Rabbi olan Allah'tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur."


(( اَللَّهُمَّ رَحْمَتَكَ أَرْجُو، فَلاَ تَكِلْنيِ إِلىَ نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ، وَأَصْلِحْ ليِ شَأْنِي كُلَّهُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ.))


66. "Allahım! Senin rahmetini umarım. Göz açıp kapayıncaya kadar -bile olsa- beni nefsime bırakma. Bütün işlerimi islah et. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur."


(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ.))


67. "(Allahım!) Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim. Gerçekten ben zâlimlerden oldum."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي عَبْدُكَ، ابْنُ عَبْدِكَ، ابْنُ أَمَتِكَ، نَاصِيَتيِ بِيَدِكَ، مَاضٍ فِيَّ حُكْمُكَ، عَدْلٌ فِيَّ قَضَاؤُكَ، أَسْأَلُكَ بِكُلِّ اسْمٍ هُوَ لَكَ، سَمَّيْتَ بِهِ نَفْسَكَ، أَوْ أَنْزَلْتَهُ فيِ كِتَابِكَ، أَوْ عَلَّمْتَهُ أَحَداً مِنْ خَلْقِكَ، أَوْ إِسْتَأْثَرْتَ بِهِ فيِ عِلْمِ الْغَيْبِ عِنْدَكَ، أَنْ تَجْعَلَ الْقُرْآنَ رَبِيعَ قَلْبيِ، وَنُورَصَدْرِي، وَجَلاَءَ حُزْنيِ، وَذَهَابَ هَمِّي.))


68. "Allahım! Ben senin kulunum. Erkek ve kadın kullarının çocuğuyum.Benim kontrolüm senin elindedir. Benim hakkımda senin hükmün geçerlidir. Senin, benim hakkımdaki takdirin adâlettir.Sen,kendini isimlendirdiğin, Kitabında indirdiğin, kullarından birisine öğrettiğin veya katındaki gayb ilminde kendine has kıldığın sana âit her isimle: Kur’an’ı, kalbimin baharı, göğsümün nûru, hüznümün ortadan kalkması ve kederimin gitmesi (için vesile) kıl(manı dilerim)."


(( اَللَّهُمَّ مُصَرِّفَ القُلُوبِ! صَرِّفْ قَلْبِي عَلَى طَاعَتِكَ.))


69. "Ey kalpleri (küfürden îmâna, îmândan küfre dilediği gibi) çeviren Allahım! Kalbimi, sana itaate çevir."


(( يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ! ثَبِّتْ قَلْبِي عَلَى دِينِكَ.))


70. "Ey kalpleri (dilediği gibi) değiştiren (Allahım)! Kalbimi dînin üzere sâbit kıl."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلـُكَ الْيَقِينَ، وَالْعَفْوَ، وَالْعَافِيَةَ فيِ الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ.))


71. "Allahım! Dünya ve âhirette senden yakîn (şüphesiz îman), af ve âfiyet dilerim."


(( اَللَّهُمَّ أَحْسِنْ عَاقِبَتَنَا فِي الأُمُورِ كُلِّهَا، وَأَجِرْنا مِنْ خِزْيِ الدُّنْيَا وَعَذاَبِ الآخِرِةِ.))


72. "Allahım!Her bakımdan sonumuzu güzel eyle. Bizi dünya ve âhirette perişan olmaktan koru."


(( ربِّ أَعنِّي وَلا تُعِنْ عَلَّي، وَانْصُرْنِي وَلاَ تَنْصُرْ عَلَيَّ، وَامْكُرْ لِي وَلاَ تَمْكُرْ عَلَيَّ، وَاهْدِنِي وَيَسِّرِ الْهُدَي إِلَيَّ، وَانْصُرْنِي عَلَى مَنْ بَغَى عَلَيَّ، ربِّ اجْعَلْنِي ذَكَّاراً لَكَ شَكَّاراً لَكَ، مِطْوَاعاً لَكَ مُخْبِتًا إِلَيْكَ أَوَّاهًا مُنِيْباً، رَبِّ تَقَبَّلْ تَوْبَتِي، وَاغْسِلْ حَوْبَتِي، وَأَجِبْ دَعْوَتِي، وَثَبِّتْ حُجَّتِي، وَاهْدِ قَلْبِي، وَسَدِّدْ لِسَانِي، وَاسْلُلْ سَخِيمَةَ قَلْبِي.))


73. "Rabbim! Bana yardım et (seni anmaya, sana şükretmeye ve sana güzel bir şekilde ibâdet etmeye beni muvaffak kıl). (Nefis, şeytan, cin ve insanlardan olan düşmanlarımın) bana üstün gelerek sana itaatten beni alıkoymasına izin verme. Düşmanlarımı başımdan savma yolunu bana göster. Nefsimi savunmama fırsat vermeyecek yolu düşmanıma gösterme. Bana hayırlı amelleri göster. Hidâyete uymayı bana kolay kıl (ki sana itaat etmek nefsime ağır gelmesin ve sana ibâdet etmekten meşgul olmayayım). Bana zulmeden kimseye karşı bana yardım et. Rabbim! Beni, seni sürekli anan, sana (nimetlerine) çok şükreden, sana çok itaat eden, sana çok boyun eğen, sana çok tevbe eden bir kul eyle. Rabbim! Tevbemi kabul eyle. Benim günahımı bağışla. Duâmı kabul et. (Dünya ve âhirette senin düşmanlarına karşı) huccetimi sağlam kıl.Kalbimi seni tanımaya ilet.Dilimi islah et (ki doğru ve haktan başka bir şey söylemesin). (Kalpte yetişen ve oraya yerleşen kin ve haset gibi kötü ahlakı) kalbimden çıkar."


(( اَللَّهُمَّ إِنَّا نَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِ مَا سَأَلَكَ مِنْهُ نَبِيُّكَ مُحَمَّدٌ ج، وَنَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا اسْتَعَاذَ مِنْهُ نَبِيُّكَ مُحَمَّدٌ ج، وَأَنْتَ الْمُسْتَعَانُ، وَعَلَيْكَ الْبَلَاغُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ.))


74. "Allahım!Peygamberin Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in senden istediği iyilikleri biz de senden isteriz. Peygamberin Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sana sığındığı kötülüklerden biz de sana sığınırız.Kendisinden yardım istenen yalnızca sensin ve istenen şeye ancak sen ulaştırırsın. Güç ve kuvvet, ancak Allah'tandır."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ سَمْعِي، وَمِنْ شَرِّ بَصَرِي، وَمِنْ شَرِّ لِسَانِي، وَمِنْ شَرِّ قَلْبِي، وَمِنْ شَرِّ مَنِيِّي.))


75. "Allahım! (Çirkin gördüğün şeyleri işitmemek için) kulaklarımın şerrinden, (hoşnut olmadığın şeyleri görmemek için) gözlerimin şerrinden,(beni ilgilendirme-yen şeyleri konuşmamak için) dilimin şerrinden, (bozuk bir inanç ile kin ve haset gibi kötü bir ahlaka sahip olmamak için) kalbimin şerrinden, (zinâya veya ona götüren yollara düşmemek için) menimin (uçkurumun) şerrinden sana sığınırım."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ الْبَرَصِ وَالْجُنُونِ وَالْجُذَامِ وَمِنْ سَيِّئْ الْأَسْقَامِ.))


76. "Allahım! Alaca (abraş), delilik, cüzzam (gibi hastalıklardan) ve her türlü kötü hastalıklardan sana sığınırım."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ مُنْكَرَاتِ الْأَخْلَاقِ وَالْأَعْمَالِ وَالْأَهْوَاءِ.))


77. "Allahım! Çirkin ahlaktan, (açık) amellerden ve hevâlar(a uymak)dan sana sığınırım."


(( اَللَّهُمَّ إِنَّكَ عُفُوٌّ كَرِيمٌ تُحِبُّ الْعَفْوَ، فَاعْفُ عَنِّي.))


78. "Allahım!Şüphesiz ki sen,bağışlamayı seven, çok bağışlayıcısın, çok cömertsin. O halde beni de bağışla."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ فِعْلَ الْخَيْرَاتِ، وَتَرْكَ الْمُنْكَرَاتِ، وَحُبَّ الْمَسَاكِينِ، وَأَنْ تَغْفِرَ لِي، وَتَرْحَمَنِي، وَإِذَا أَرَدْتَ فِتْنَةَ قَوْمٍ فَتَوَفَّنِي غَيْرَ مَفْتُونٍ، أَسْأَلُكَ حُبَّكَ، وَحُبَّ مَنْ يُحِبُّكَ، وَحُبَّ عَمَلٍ يُقَرِّبُ إِلَى حُبِّكَ.))


79. "Allahım! Senden hayırlı işler yapmayı, çirkin amelleri bırakmayı,yoksulları sevmeyi,beni bağışlamanı ve bana merhamet etmeni dilerim.Bir topluluğu imtihan etmek istediğinde, senin yolundan şaşırmamış olarak beni vefat ettir. Allahım! Senden, seni ve seni sevenleri sevmeyi ve beni, seni sevmeye yaklaştıracak ameli sevmeyi dilerim."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ الْخَيْرِ كُلِّهِ، عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ، مَا عَلِمْتُ مِنْهُ، وَمَا لَمْ أَعْلَمْ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ الشَّرِّ كُلِّهِ، عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ، مَا عَلِمْتُ مِنْهُ، وَمَا لَمْ أَعْلَمْ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِ مَا سَأَلَكَ عَبْدُكَ وَنَبِيُّكَ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا عَاذَ بِهِ عَبْدُكَ وَنَبِيُّكَ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ، وَمَا قَرَّبَ إِلَيْهَا مِنْ قَوْلٍ أَوْ عَمَلٍ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ النَّارِ، وَمَا قَرَّبَ إِلَيْهَا مِنْ قَوْلٍ أَوْ عَمَلٍ، وَأَسْأَلُكَ أَنْ تَجْعَلَ كُلَّ قَضَاءٍ قَضَيْتَهُ لِي خَيْرًا.))


80. "Allahım! Dünya ve âhirette olan, bildiğim ve bilmediğim bütün iyilikleri senden dilerim.Yine dünya ve âhirette olan, bildiğim ve bilmediğim bütün kötülük-lerden sana sığınırım.Allahım! Kulun ve peygamberin (Muhammed')in senden dilediği bütün iyilikleri ben de senden dilerim.Kulun ve peygamberin (Muhammed')in ondan sakındığı bütün kötülüklerden ben de sana sığınırım. Allahım! Cenneti ve ona yaklaştıran söz veya ameli senden dilerim. Cehennemden ve ona yaklaştıran söz veya amelden sana sığınırım. Hakkımda takdir ettiğin her hükmü (kaderi) benim için hayırlı kılmanı senden dilerim."


(( اَللهم احْفَظْنِي بِالْإِسْلاَمِ قَائِمًا، وَاحْفَظْنِي بِالْإِسْلاَمِ قَاعِدًا، وَاحْفَظْنِي بِالْإِسْلاَمِ رَاقِدًا، وَلاَ تُشْمِتْ بِيَ عَدُوًّا وَلاَ حَاسِدًا، اَللهم إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ كُلِّ خَيْرٍ خَزَائِنُهُ بِيَدِكَ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ كُلِّ شَرٍّ خَزَائِنُهُ بِيَدِكَ.))


81. "Allahım! Beni, ayakta iken İslâm üzere koru (sâbit kıl). Beni otururken İslâm üzere koru (sâbit kıl). Beni uyurken İslâm üzere koru (sâbit kıl).Hiçbir düşmanın ya da hasetçinin başıma gelen belâdan dolayı halime gülmesine izin verme.Allahım! Anahtarları senin elinde olan bütün iyilikleri senden dilerim.Anahtarları senin elinde olan bütün kötülüklerden de sana sığınırım."


(( اَللَّهُمَّ اقْسِمْ لَنَا مِنْ خَشْيَتِكَ مَا تَحُولُ بِهِ بَيْنَنَا وَبَيْنَ مَعاصِيكَ، وَمِنْ طَاعَتِكَ مَا تُبَلِّغُنَا بِهِ جَنَّتَكَ، وَمِنَ الْيَقِينِ مَا تُهَوِّنُ بِهِ عَلَيْنَا مَصَائِبَ الدُّنْيَا، اَللَّهُمَّ وَمَتِّعْنَا بِأَسْمَاعِنَا، وَأَبْصَارِناَ، وَقُوَّاتِناَ ماَ أَحْيَيْتَنَا، وَاجْعَلْهَا الْوَارِثَ مِنَّا، وَاجْعَلْ ثَأْرَنا عَلَى مَنْ ظَلَمَنَا، وَانْصُرْناَ عَلَى مَنْ عَادَانَا، وَلاَ تَجْعَلِ الدُّنْياَ أَكْبَرَ هَمِّنَا، وَلاَ مَبْلَغَ عِلْمِنا، ولا تَجْعَلْ مُصِيبَتَناَ فِي دِينِنَا، وَلاَ تُسَلِّطْ عَلَيْنَا مَنْ لاَ يَرْحَمُنَا.))


82."Allahım!Bize,günah işlememize engel olacak senden korkmayı, bizi cennetine iletecek hayırlı ameller işlemeyi, bize dünya belâlarını hafifletecek yakîn derecesine ermeyi nasip eyle. Allahım! Bizi yaşattığın sürece kulaklarımızdan, gözlerimizden, güçlerimizden yararlanmayı ((kulaklarımızı, gözlerimizi ve güçlerimizi sana itaatte kullanmayı) bize nasip eyle.Ben ölünceye kadar onları sağlıklı kıl.Bize zulmeden kimseden öcümüzü al.Bize düşmanlık edene karşı bize yardım et. Dünyayı en çok düşündüğümüz bir varlık ve ilmimizin tek gâyesi hâline getirme. (Kötü inanç ve haram yemek gibi) dînimizi eksiltecek şeylerle bizi belâlarla karşı karşıya bırakma.(İşlediğimiz günahlar sebebiyle) bize acımayan kimseleri başımıza hükümran kılma."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْبُخْلِ، وَ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ، وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْ أَنْ أُرَدَّ إِلىَ أَرْذَلِ الْعُمْرِ، وَ أعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الدُّنْيَا وَ عَذَابِ الْقَبْرِ.))


83. "Allahım! Cimrilikten sana sığınırım. Korkaklıktan sana sığınırım. Ömrün sonunda güçsüz kalmaktan (yaşlılıktan ve bunamaktan) sana sığınırım. Dünya fitnesinden (güzel ve süslü görünüşüyle âhireti bana unutturmasından) ve kabir azabından (onu gerektiren amellerden) sana sığınırım."


(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ خَطِيئَتِي، وَجَهْلِي، وَإِسْرَافِي فِي أَمْرِي، وَ مَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي. اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي هَزْلِي وجِدِّي، وخَطَئِي وَعَمْدِي، وَكُلُّ ذَلِكَ عِنْدِي.))


84."Allahım!Günahımı,bilgisizliğimi,haddi aştığım ve benden daha iyi bildiğin bütün günahlarımı bağışla.Allahım!Şakamı, ciddimi, bilmeyerek veya bilerek işlediğim günahlarımı bağışla.Bunların hepsi de bende mevcuttur."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْمًا كَثِيرًا، وَلاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ، فَاغْفِرْ لِي مَغْفِرَةً مِنْ عِنْدِكَ، وَارْحَمْنِي، إِنَّك أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ.))


85. "Allahım! Nefsime çok zulmettim.Günahları ancak sen bağışlarsın. Katından bir mağfiretle beni bağışla ve bana merhamet eyle.Şüphesiz ki sen, çok bağışlayan ve çok merhamet edensin."


(( اَللَّهُمَّ لَكَ أَسْلَمْتُ، وَبِكَ آمَنْتُ، وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ، وَإِلَيْكَ أَنَبْتُ، وَبِكَ خَاصَمْتُ. اَللَّهُمَّ إنِّي أَعُوذُ بِعِزَّتِكَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ أَنْ تُضِلَّنِي، أَنْتَ الْحَيُّ الَّذِي لاَ يَمُوتُ، وَالْجِنُّ وَالإِنْسُ يَمُوتُونَ.))


86. "Allahım! Sana teslim oldum,sana îmân ettim sana tevekkül ettim ve sana döndüm. Bana verdiğin huccetle düşmanını düşman edindim. Beni saptırmandan, senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilâh olmayan izzetine sığınıyorum. Sen ölmeyen Hayy'sın, ancak cinler ve insanların hepsi öleceklerdir."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مُوجِبَاتِ رَحْمَتِكَ، وَعَزَائِمَ مَغْفِرَتِكَ، وَالغَنِيمَةَ مِنْ كُلٍّ بِرٍّ، وَالسَّلاَمَةَ مِنْ كُلِّ إِثْمٍ، وَالْفَوْزَ بِالجَنَّةِ، وَالنَّجَاةَ مِنَ النَّارِ.))


87. "Allahım! Senden rahmetini gerektiren şeyleri (cennete girmeyi sağlayan sebepleri) ve bağışlamanı gerektiren amelleri, her türlü iyiliklerden (taat ve ibâdetlerden) istifâde etmeyi ve her türlü günahlardan uzaklaşmayı,cenneti kazanmayı ve cehennemden kurtulmayı dilerim."


(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ.))


88. "Allahım!Mü'min erkekleri ve mü'min kadınları bağışla."


(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي ذَنْبِي، وَوَسِّع لِي فِي دَارِي، وَبَارِكْ لِي فِي رِزْقِي.))


89. "Allahım! Günahımı bağışla. Evimi genişlet ve rızkımı bereketli kıl."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ وَ رَحْمَتِكَ، فَإِنَّهُ لاَ يَمْلِكُهَا إِلاَّ أَنْتَ.))


90. "Allahım! Senin lütfundan ve rahmetinden dilerim. Çünkü ona ancak sen sahipsin."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهدْمِ وَالتَّرَدِّي، وَمِنَ الْغَرقِ وَالْحَرْق وَالْهَرَم، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ أَنْ يَتَخَبَّطَنِي الشَّيْطَانُ عِنْدَ الْمَوْتِ، وَأَعُوذُ بِكَ أَنْ أَمُوتَ فيِ سَبِيلِكِ مُدْبِراً، وَأَعُوذُ بِكَ أَنْ أَمُوتَ لَدِيغاً.))


91. "Allahım! Yıkıntı (göçük) altında kalarak ölmekten, (tepe gibi yüksek yerden) düşüp ölmekten, boğularak ölmekten, yangında yanarak ölmekten ve yaşlılıktan dolayı güçsüz kalmaktan sana sığınırım. Ölüm anında şeytanın beni şaşırtmasından sana sığınırım. Senin yolunda (cihadda) savaşırken savaştan kaçarak ölmekten sana sığınırım. Yılan ve akrep gibi zehirli hayvanlar tarafından sokularak ölmekten sana sığınırım."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ الْجُوعِ؛ فَإِنَّهُ بِئْسَ الضَّجِيعُ،وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ الْخِيَانَةِ؛ فَإِنَّهَا بِئْسَتِ الْبِطَانَةُ.))


92. "Allahım! Açlıktan sana sığınırım. Çünkü açlık, ne kötü bir arkadaştır.İhânetten sana sığınırım. Çünkü ihânet, ne kötü gizli bir haslettir."


(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ، وَالْكَسَـلِ، وَالْبُخْلِ، وَالْجُبْنِ، وَالْهَرَم، وَالْقَسْوَةِ، وَالْغَفْلَةِ، وَالْعَيْلَةِ، وَالذِّلَةِ، وَالْمَسْكَنَةِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْفَقْرِ، وَالْكُفْرِ، وَالْفُسُوقِ، وَالرِّيَاءِ، وَ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الصَّمَمِ، وَالْبَكَمِ، وَالْجُنُونِ، وَالْجُـذَامِ، وَالْبَرصِ، وَسَيِّءِ اْلأَسْقَامِ.))


93. "Allahım! Âcizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, yaşlılıktan dolayı güçsüz kalmaktan, katı kalplilikten, gafletten, fakirlikten, zillet ve yoksulluktan sana sığınırım.Fakirlikten, küfürden, her türlü günahtan ve gösterişten sana sığınırım. Sağır ve dilsiz kalmaktan, delilikten, cüzzam, alaca (abraş hastalığın)dan ve her türlü kötü hastalıklardan sana sığınırım."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْفَقْرِ، وَالْفَاقَةِ، والقلة، وَالذِّلَةِ. وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ أَنْ أَظْلِمَ أَوْ أُظْلَمَ.))


94. "Allahım! Fakirlikten, muhtaç olmaktan, hayır kapılarının azlığından ve (insanların gözlerinde) zelil duruma düşmekten sana sığınırım. Zulmetmekten veya zulme uğramaktan sana sığınırım."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ جَارِ السَّوْءِ فِي دَارِ الْمُقَامَةِ، فَإِنَّ جَارَ الْبَادِيَةِ يَتَحَوَّلُ عَنْكَ.))


95. "Allahım! İkâmet yurdunda (dünyada) kötü komşudan sana sığınırım. Çünkü çöldeki komşu, senden ayrılıp başka tarafa yönelir (yani bozkırdaki göçebe komşuluk, şehir ve kasabadaki komşuluk gibi değildir. Çünkü göçebe komşuluğu gelip-geçicidir ve kötülüğü, dünyadaki komşuluktan daha azdır.)


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ قَلْبٍ لَا يَخْشَعُ، وَمِنْ دُعَاءٍ لَا يُسْمَعُ، وَمِنْ نَفْسٍ لَا تَشْبَعُ، وَمِنْ عِلْمٍ لَا يَنْفَعُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَؤُلَاءِ الْأَرْبَعِ.))


96. "Allahım! Huşû duymayan (seni zikretmekle sukûnet bulmayan ve mutmain olmayan) kalpten, kabul olunmayan duâdan, (Allah'ın kendisine rızık olarak verdiklerine) doymayan nefisten ve (amel edip insanlara öğretemediğim, ahlakımı, sözlerimi ve davranışlarımı düzeltmeyen) faydasız ilimden sana sığınırım. (Allahım!) Bu dört şeyden sana sığınırım."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أعُوذُ بِكَ مِنْ يَوْمِ السُّوءِ، وَمِنْ لَيْلَةِ السُّوءِ، وَمِنْ سَاعَة السُّوءِ، وَمِنْ صَاحِبِ السُّوءِ ، وَمِنْ جَارِ السُّوءِ، فِي دَارِ المُقَامَةِ.))


97. "Allahım! İkâmet yurdunda (dünyada) kötü günden, kötü geceden, kötü saatten, kötü arkadaştan ve kötü komşudan sana sığınırım."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ، وَأَسْتَجِيرُ بِكَ مِنَ النَّارِ .))


98. "Allahım! Senden cenneti dilerim ve cehennemden sana sığınırım."


(( اَللَّهُمَّ فَقِّهْنيِ الدِّينِ.))


99. "Allahım! Beni dînde fakih (bilgili) kıl."


(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِكَ أَنْ أُشْرِكَ بِكَ وَأَناَ أَعْلَمُ، وَأَسْتَغْفِرُكَ لِماَ لاَ أَعْلَمُ.))


100. "Allahım! Bilerek sana şirk koşmaktan sana sığınırım.Bilmediklerim için de senden mağfiret dilerim."


(( اَللَّهُمَّ انْفَعْنِي بِمَا عَلَّمْتَنِي، وَعَلِّمْنِي مَا يَنْفَعُنِي، وَزِدْنِي عِلْماً.))


101. "Allahım! (Dîn ve dünya işlerinde) bana fayda verecek ilim ver. Bana fayda verecek şeyi öğret ve benim ilmimi arttır."


(( اَللَّهُـمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْماً نَاِفعاً، وَرِزْقاً طَيِّباً، وَعَمَلاً مُتَقَبَّلاً))


102. "Allahım! Senden, faydalı bir ilim, temiz bir rızık ve kabul olunan bir amel dilerim."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ يَا اَللهُ بِأَنَّكَ الْوَاحِدُ اْلأَحَدُ الصَّمَدُ الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَ لَمْ يُولَدْ وَ لَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً أَحَدٌ، أَنْ تَغْفِرَ ليِ ذُنُوبِي، إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الَّرَحِيمُ.))


103. "Allahım! Sen ki birsin,teksin Ey Allah! Samed’sin.Doğmamış ve doğurmamışsın. Hiçbir benzeri olmayansın.Senden günahlarımı bağışlamanı dilerim. Çünkü sen, çok bağışlayan ve çok merhamet edensin."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنَّ لَكَ الْحَمْدَ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ وَحْدَكَ لاَشَرِيكَ لَكَ، الْمَنَّانُ، يَا بَدِيعَ السَّمَاوَاتِ وَاْلأَرْضِ يَا ذَا الْجَلاَلِ وَاْلإِكْرَامِ، يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ! إِنِّي أَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ النَّارِ.))


104. "Allahım! Senden dilerim ki hamd sanadır. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. Sen birsin. Senin hiçbir ortağın yoktur.Sen, bol bol verensin.Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! Ey celâl ve ikram sahibi! Ya Hayy, Ya Kayyûm! Senden cenneti dilerim ve cehennemden sana sığınırım."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنِّي أَشْهَدُ أَنَّكَ أَنْتَ اللهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ اْلأَحَدُ الصَّمَدُ الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً أَحَدٌ.))


105. "Allahım! Yalnızca senin Allah olduğuna, senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilahın olmadığına, bir ve samed olduğuna, doğmamış ve doğurmamış olduğuna, hiçbir benzerinin olmadığına şehâdet ederek senden dilerim."


(( رَبِّ اغْفِرْ ليِ وَتُبْ عَلَىَّ إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الْغَفُورُ.))


106. "Rabbim! Beni bağışla ve tevbemi kabul et. Şüphesiz ki sen, tevbeleri çokça kabul eden, çokça bağışlayansın."


(( اَللَّهُمَّ بِعِلْمِكَ الْغَيْبَ وَقُدْرَتِكَ عَلَى الْخَلْقِ أَحْيِنِي مَا عَلِمْتَ الْحَيَاةَ خَيْراً ليِ، وَتَوَفَّنِي إِذَا عَلِمْتَ الْوَفَاةَ خَيْراً ليِ. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَشْيَتَكَ فيِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ. وَأَسْأَلُكَ كَلِمَةَ الْحَقِّ فيِ الرِّضَا وَالْغَضَبِ. وَأَسْأَلُكَ الْقَصْدَ فيِ الْغِنَى وَالْفَقْرِ. وَأَسْأَلُكَ نَعِيماً لاَ يَنْفَدُ. وَأَسْأَلُكَ قُرَّةَ عَيْنٍ لاَتَنْقَطِعُ. وَأَسْأَلُكَ الرِّضَا بَعْدَ الْقَضَاءِ. وَأَسْأَلُكَ بَرْدَ الْعَيْشِ بَعْدَ الْمَوْتِ. وَأَسْأَلُكَ لَذَّةَ النَّظَرِ إِلَى وَجْهِكَ، وَالشَّوْقَ إِلَى لِقَائِكَ فيِ غَيْرِ ضَرَّاءَ مُضِرَّةٍ وَلاَ فِتْنَةٍ مُضِلَّةِ. اَللَّهُمَّ زَيِّنـَّا بِزِينَةِ الْإِيمَانِ، وَاجْعَلْنَا هُدَاةً مُهْتَدِينَ.))


107. "Allahım! Gayb ilmin ve yaratma kudretin ile hayatın benim için hayırlı olduğunu bildiğin sürece beni yaşat(manı), ölümün benim için daha hayırlı olduğunu bildiğin sürece de beni vefat ettir (meni senden diliyorum). Allahım! Gizli ve âşikâr hallerimde senden hakkıyla korkmayı dilerim.Senden rıza ve öfke anında hak sözü söylemeyi dilerim.Zenginlik ve fakirlikte senden orta yollu olmayı dilerim.Senden bitmeyen bir göz aydınlığı dilerim. Senden, kazaya rıza göstermeyi ve ölümden sonra rahat bir hayat dilerim. Senden, yüzüne bakmanın lezzetini, zarar verici bir hastalık ve saptırıcı bir fitneye uğramaksızın sana kavuşmanın özlemini dilerim. Allahım! Bizi îmân zineti ile süsle ve bizi hidâyete ermiş,doğru yolun rehberleri kıl."


(( اَللَّهُمَّ ارْزُقْنِي حُبَّكَ، وَحُبَّ مَنْ يَنْفَعُنِي حُبُّهُ عِنْدَكَ. اَللَّهُمَّ مَا رَزَقْتَنِي مِمَّا أُحِبُّ فَاجْعَلْهُ قُوَّةً لِي فِيمَا تُحِبُّ. اَللَّهُمَّ وَمَا زَوَيْتَ عَنِّي مِمَّا أُحِبُّ فَاجْعَلْهُ فَرَاغًا لِي فِيمَا تُحِبُّ.))


108. "Allahım! Bana senin sevgini ve sevgisi senin katında bana fayda verecek kimsenin sevgisini nasip eyle.Allahım!(Beden sağlığı ve kuvveti,mal,mevki, makam ve evlat gibi) hoşuma giden şeyleri, senin sevdiğin ve hoşnut olduğun şeylerde harcamam için bana güç (ve kuvvet) kıl.Allahım! Sevdiğim ama bana nasip etmediğin (mal ve evlat gibi) şeyleri, senin sevdiğin ve hoşnut olduğun (zikir ve taat gibi) şeylerde benim için yardımcı kıl."


(( اَللَّهُمَّ طَهِّرْنِي مِنْ الذُّنُوبِ وَالْخَطَايَا. اَللَّهُمَّ نَقِّنِي مِنْهَا كَمَا يُنَقَّى الثَّوْبُ الْأَبْيَضُ مِنْ الدَّنَسِ. اَللَّهُمَّ طَهِّرْنِي بِالثَّلْجِ وَالْبَرَدِ وَالْمَاءِ الْبَارِدِ.))


109. "Allahım!Beni günah ve hatalardan temizle. Allahım! Beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi, beni de günahlardan temizle. Allahım! Beni, kar, su ve dolu ile temizle."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْبُخْلِ وَ الْجُبْنِ وَسُوءِ الْعُمُرِ وَفِتْنَةِ الصَّدْرِ وَعَذَابِ الْقَبْرِ.))


110. "Allahım! Cimrilikten, korkaklıktan, ömrün sonunda güç ve takatten düşmekten (bunayıp çocuklar gibi hareket etmekten), kalbin bozulup (tevbe etmeden) ölmesinden ve kabir azabından sana sığınırım."


(( اَللَّهُـمَّ رَبَّ جَبْرَائِيلَ، وَمِيكَـائِيلَ، وَإِسْرَافِيلَ! أَعُوذُ بِكَ مِنْ حَرِّ النَّارِ، وَمِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ.))


111. "Cebrâil, Mikâil ve İsrâfil’in Rabbi olan Allahım! Cehennem sıcağından ve kabir azabından sana sığınırım."


(( اَللَّهُمَّ أَلْهِمْنِي رُشْدِي وَأَعِذْنِي مِنْ شَرِّ نَفْسِي.))


112. "Allahım! Beni,olgunluğa ermeye muvaffak eyle ve beni, nefsimin şerrinden koru."


(( اَللَّهُـمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْماً نَاِفعاً، وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْ عِلْمٍ لاَ يَنْفَعُ.))


113. "Allahım! Senden, faydalı bir ilim dilerim ve fayda vermeyen ilimden sana sığınırım."


(( أَللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ وَاْلأَرْضِ، وَرَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، رَبَّنَا وَرَبَّ كُلِّ شَيْءٍ، فَالِقَ الْحَبِّ وَالنَّوَى، وَمُنْزِلَ التَّوْرَاةِ وَالإِنْجِيلِ، وَالْفُرْقَانِ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ شَيْءٍ أَنْتَ آخِذٌ بِنَاصِيَتِهِ. اَللَّهُمَّ أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَيْءٌ وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ البَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَيْءٌ، اِقْضِ عَنَّا الدَّيْنَ، وَأَغْنِنَا مِنَ الْفَقْرِ.))


114. "Yedi kat semânın ve yerin Rabbi, yüce arşın Rabbi, bizim Rabbimiz, her şeyin Rabbi, tane ve çekirdekleri yaran, Tevrat’ı, İncil’i ve Furkan’ı indiren Allahım! Alnından tuttuğun her şeyin şerrinden sana sığınırım.Allahım! Sen Evvel’sin, senden önce hiçbir şey yoktur. Sen Âhir’sin, senden sonra hiçbir şey yoktur. Sen, Zâhir’sin, senden üstte hiçbir şey yoktur. Sen Bâtın’sın, senden öte hiçbir şey yoktur.Bizden borcu gider ve bizi fakirlikten kurtarıp zenginleştir."


(( اللَّهُمَّ أَلِّفْ بَيْنَ قُلُوبِنَا، وَأَصْلِحْ ذَاتَ بَيْنِنَا، وَاهْدِنَا سُبُلَ السَّلَامِ، وَنَجِّنَا مِنْ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ، وَجَنِّبْنَا الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ، وَبَارِكْ لَنَا فِي أَسْمَاعِنَا وَأَبْصَارِنَا وَقُلُوبِنَا وَأَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا، وَتُبْ عَلَيْنَا، إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ، وَاجْعَلْنَا شَاكِرِينَ لِنِعْمَتِكَ مُثْنِينَ بِهَا عَلَيْكَ، قَابِلِينَ لَهَا، وَأَتِمَّهَا عَلَيْنَا.))


115. "Allahım! Kalplerimizin arasına sevgi yerleştir (kalplerimize, birbirini sevmeyini nasip et). Hallerimizi düzelt. Bizi selâmet yollarına ilet. Bizi karanlıklardan kurtarıp aydınlığa kavuştur. Bizi (zinâ gibi), açık ve gizli büyük günahlardan uzak tut. Kulaklarımıza, gözlerimize, kalplerimize, eşlerimize ve nesillerimize bereket ver. Tevbelerimizi kabul eyle. Çünkü sen, tevbeleri çok kabul eden,çok merhamet edensin.Bizi, nimetine şükredenlerden, onunla sana övgüde bulunanlardan ve onu kabul edenlerden eyle ve nimetini üzerimize tamamla."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَ الْمَسْأَلَةِ وَخَيْرَ الدُّعَاءِ وَخَيْرَ النَّجَاحِ، وَخَيْرَ الْعَمَلِ، وَخَيْرَ الثَّواَبِ، وَخَيْرَ الْحَيَاةِ، وَخَيْرَ الْمَمَاتِ، وَثَبِّتْنِي، وثَقِّلْ مَوَازِينِي، وَحَقِّقْ إِيمَانِي، وَارْفَعْ دَرَجَتِي، وَتَقَبَّلْ صَلاَتِي، وَاغْفِرْ خَطِيئتِي، وَأَسْأَلُكَ الدَّرَجَاتِ الْعُلَى مِنَ الْجَنَّةِ. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ فَوَاتِحَ الْخَيْرِ، وَخَوَاتِمَهُ، وَجَوَامِعَه، وَأَوَّلَهُ، وظَاهِرَهُ، وَبَاطِنَهُ، وَالدَّرَجَاتِ العُلَى مِنَ الجَنَّة آمِينَ. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَ مَا آتيِ، وَمَا أَفْعَلُ، وَخَيْرَ مَا أَعْمَلُ، وَخَيْرَ مَا بَطَنَ، وَخَيْرَ مَا ظَهَرَ، وَالدَّرَجَاتِ العُلَى مِنَ الجَنَّة، آمِينَ. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ أَنْ تَرْفَعَ ذِكْرِي، وَتَضَعَ وِزْرِي، وَتُصْلِحَ أَمْرِي، وَتُطَهِّرَ قَلْبِي، وَ تُحَصِّنَ فَرْجِي، وَتُنَوِّرَ قَلْبِي، وَتَغْفِر لِي ذَنْبِي ، وَأَسْأَلُكَ الدَّرَجَاتِ الْعُلَى مِنَ الجَنَّةِ، آمين. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ أَنْ تُبَارِكَ فِي نَفْسِي، وَفيِ سَمْعِي، وَفِي بَصَرِي، وَفِي رُوحِي، وَفِي خَلْقِي، وَفِي خُلُقِي، وَفِي أَهْلِي، وَفِي مَحْيَايَ، وَفِي مَمَاتِي، وَفِي عَمَلِي، وَتَقَبَّلْ حَسَناَتِي، وَأَسْأَلُكَ الدَّرَجَاتِ الْعُلَى مِنَ الجَنَّةِ، آمِينَ.))


116. "Allahım!Senden isteğin, duânın, başarının, çalışmanın,mükâfatın, hayatın ve ölümün hayırlı olanını dilerim.Allahım!Ayaklarımı doğru yolda sâbit kıl.Mîzânda sevaplarımı ağır kıl.Îmânımı gerçekleştir.(Cennetteki) derecemi yükselt.Namazımı kabul eyle. Günahımı bağışla. Senden cennetin yüksek derecelerine ermeyi dilerim. Allahım! Senden hayırların başını, açık ve gizlisini vermeni, cennetin yüce derecelerine ermeyi dilerim.Âmîn.Allahım! Senden, getireceğim, yapacağım, açık ve gizli olan şeylerin hayırlısını dilerim. Âmîn. Allahım!Senden adımı yüceltmeni,günahımı bağışlamanı, işimi düzeltmeni, kalbimi (her türlü kötülüklerden) temizlemeni,ırzımı korumanı, kalbimi aydınlatmanı ve ve günahımı bağışlamanı dilerim.Senden cennetin yüce derecelerine ermeyi dilerim.Âmîn.Allahım! Senden nefsime, kulağıma, gözüme, ruhuma, yaradılışıma, ahlâkıma, âileme, hayatıma, ölümüme ve işime bereketler vermeni, sevaplarımı kabul etmeni dilerim. Senden cennetin yüce derecelerine ermeyi dilerim. Âmîn.


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ مُنْكَرَاتِ اْلأَخْلاَقِ، وَاْلأَعْمَالِ، وَاْلأَهْوَاءِ، وَاْلأَدْوَاءِ.))


117. "Allahım!Çirkin ahlaktan,(açık) amellerden,hevâlar(a uymak)dan ve hastalıklardan sana sığınırım."


(( اَللَّهُمَّ قَنِّعْنِي بِمَا رَزَقْتَنِي، وَبَارِكْ لِي فِيهِ، وَاخْلُفْ عَلَيَّ كُلَّ غَائِبَةٍ لِي بِخَيْرٍ.))


118. "Allahım! Bana rızık olarak verdiklerine beni kanaatkâr eyle ve onu bana bereketli kıl.Benden gizli -saklı olan her nefsin daha hayırlısı bana ver."


(( اللَّهُمَّ حَاسِبْنِي حِسَابًا يَسِيرًا.))


119. "Allahım! (Kıyâmet günü) benim hesabımı kolay kıl (beni kolay hesaba çek)!."


(( اَللَّهُـمَّ أَعِنِّا عَلَى ذِكْرِكَ، وَشُكْرِكَ، وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ.))


120. "Allahım! Seni zikretmek, sana şükretmek ve sana güzelce ibâdet etmekte bize yardım et."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ إِيمَانًا لَا يَرْتَدُّ، وَنَعِيمًا لَا يَنْفَدُ، وَمُرَافَقَةَ مُحَمَّدٍ ج فِي أَعْلَى جَنَّةِ الْخُلْدِ.))


121. "Allahım! Senden, dönmeyen bir îmân, bitmeyen bir nimet ve kalıcı cennetin en yüksek yerinde Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte olmayı dilerim."


(( اَللَّهُمَّ قِنِي شَرَّ نَفْسِي، وَاعْزِمْ لِي عَلَى أَرْشَدِ أَمْرِي، اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي مَا أَسْرَرْتُ، وَمَا أَعْلَنْتُ، وَمَا أَخْطَأْتُ، وَمَا عَمَدْتُ، وَمَا عَلِمْتُ، وَمَا جَهِلْتُ.))


122. "Allahım! Beni, nefsimin şerrinden koru ve beni, en doğru işimde kararlı kıl. Allahım! Gizli ve açık, hatalı ve kasıtlı, bilerek ve bilmeyerek yaptığım bütün günahlarımı bağışla!"


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ غَلَبَةِ الدَّيْنِ، وَغَلَبَةِ الْعَدُوِّ، وَشَمَاتَةِ اْلأَعْدَاءِ.))


123. "Allahım! Borç altında ezilmekten, düşmanın bana üstün gelmesinden ve başıma gelen belâ yüzünden düşmanların bana gülmelerinden sana sığınırım."


(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْليِ، وَاهْدِنيِ، وَارْزُقْنيِ، وَعاَفِنيِ، وَأَعُوذُ بِاللهِ مِنْ ضِيقِ الْمَقَامِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ.))


124. Allahım! Beni bağışla, bana hidâyet ver, beni rızıklandır ve (görünen ve görünmeyen bütün hastalıklardan) bana âfiyet ver. Kıyâmet gününün korkunç dehşetinden Allah'a sığınırım."


(( اَللَّهُمَّ مَتِّعْنيِ بِسَمْعِي، وَبَصَرِي، وَاجْعَلْهُمَا الْوَارِثَ مِنِّي، وَانْصُرْنِي عَلَى مَنْ يَظْلِمُنِي، وَخُذْ مِنْهُ بِثَأْرِي.))


125."Allahım! (Beni yaşattığın sürece) kulağımdan ve gözümden faydalanmayı nasip et ve ikisini sağlık içinde bulundur. Bana zulmeden (dîn düşmanına) karşı bana yardım et ve öcümü ondan al."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِيشَةً نَقِيَّةً، وَ مِيتَةً سَوِيَّةً، وَمَرَدًّا غَيْرَ مُخْزٍ وَلَا فَاضِحٍ.))


126."Allahım! Senden, temiz (mutlu) bir hayat, düzgün bir ölüm,rüsvay olunmayan ve utanç duyulmayan bir dönüş dilerim."


(( اَللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ كُلُّهُ. اَللَّهُمَّ لَا قَابِضَ لِمَا بَسَطْتَ، وَلَا بَاسِطَ لِمَا قَبَضْتَ، وَلَا هَادِيَ لِمَا أَضْلَلْتَ، وَلَا مُضِلَّ لِمَنْ هَدَيْتَ، وَلَا مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ، وَلَا مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ، وَلَا مُقَرِّبَ لِمَا بَاعَدْتَ، وَلَا مُبَاعِدَ لِمَا قَرَّبْتَ. اَللَّهُمَّ ابْسُطْ عَلَيْنَا مِنْ بَرَكَاتِكَ، وَرَحْمَتِكَ، وَفَضْلِكَ، وَرِزْقِكَ. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ النَّعِيمَ الْمُقِيمَ الَّذِي لَا يَحُولُ، وَلَا يَزُولُ. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ النَّعِيمَ يَوْمَ الْعَيْلَةِ، وَالْأَمْنَ يَوْمَ الْخَوْفِ. اَللَّهُمَّ إِنِّي عَائِذٌ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا أَعْطَيْتَنَا، وَشَرِّ مَا مَنَعْتَ. اَللَّهُمَّ حَبِّبْ إِلَيْنَا الْإِيمَانَ، وَزَيِّنْهُ فِي قُلُوبِنَا، وَكَرِّهْ إِلَيْنَا الْكُفْرَ، وَالْفُسُوقَ، وَالْعِصْيَانَ، وَاجْعَلْنَا مِنْ الرَّاشِدِينَ. اَللَّهُمَّ تَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ، وَأَحْيِنَا مُسْلِمِينَ، وَأَلْحِقْنَا بِالصَّالِحِينَ غَيْرَ خَزَايَا، وَلَا مَفْتُونِينَ. اَللَّهُمَّ قَاتِلِ الْكَفَرَةَ الَّذِينَ يُكَذِّبُونَ رُسُلَكَ، وَيَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِكَ، وَاجْعَلْ عَلَيْهِمْ رِجْزَكَ، وَعَذَابَكَ. اَللَّهُمَّ قَاتِلِ الْكَفَرَةَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ إِلَهَ الْحَقِّ [آمِينَ].))


127."Allahım! Hamd, sanadır. Allahım! Senin verdiğinden kimse kısamaz,kıstığına da kimse veremez. Senin saptırdığına kimse hidâyet edemez, hidâyet ettiğini de kimse saptıramaz. Senin verdiğini kimse engelleyemez, engellediğine de kimse veremez. Senin uzaklaştırdığını kimse yaklaştıramaz, yaklaştırdığını da kimse uzaklaştıramaz.Allahım! Bereketlerinden, rahmetinden, lütuf ve rızkından bize bol bol ver. Allahım! Senden, değişmeyen ve yok olmayan sürekli nimetler dilerim.Allahım! Senden, fakirlik gününde nimetler ve korku gününde güven dilerim.Allahım! Bize bahşettiğin ve bahşetmediğin şeylerin şerrinden sana sığınırım. Allahım! Bize îmânı sevdir ve kalplerimizde onu güzelleştir. Küfrü, fâsıklığı (Allah'a itaatten çıkmayı) ve isyanı (Allah'a karşı gelmeyi) bize çirkin göster.Bizi, (bu sıfatlara sahip) hak yolda yürüyenlerden kıl.Allahım!Bizi müslümanlar olarak vefat ettir ve müslümanlar olarak dirilt. Bizi, rüsvay etmeden ve belâlalara maruz bırakmadan iyilerle birlikte kıl.Allahım! Elçilerini yalanlayan ve senin yolundan (dîninden) yüz çeviren kâfirleri kahret ve onların üzerine azabını indir! Allahım! Kendilerine kitap verilen kâfirleri kahret!.Ey hak ilah! Âmîn."


(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ،وَارْحَمْنِي،وَاهْدِنِي، وَعَافِنيِ،وَارْزُقْنيِ، وَاجْبُرْنِي، وَ ارْفَعْنيِ.))


128. "Allahım! Beni bağışla, bana merhamet et, beni doğru yola ilet, bana âfiyet ver, bana rızık ver, beni islah eyle ve beni yücelt."


(( اَللَّهُمَّ زِدْنَا، وَلاَ تَنْقُصْنَا، وَأَكْرِمْنَا، وَلاَ تُهِنَّا، وَأَعْطِنَا، وَلاَ تَحْرِمْنَا، وَآثِرْنَا، وَلاَ تُؤْثِرْ عَلَيْنَا، وَأَرْضِنَا، وَارْضِ عَنَّا.))


129. "Allahım! Sevabımızı arttır, (iyilik, derece ve sayımızı) azaltma. (Dünyadaki amacımıza ulaşmak ve âhiretteki derecelerimizi yükseltmek sûretiyle) bize ikrâm eyle. Bizi alçaltma (zelîl kılma). Bize ihsân eyle, bizi mahrum bırakma.(Rahmet, ikram ve inâyetin ile) bizi üstün kıl.(Lütuf ve himâyenle) başkasını bize üstün kılma.Hakkımızda takdir ettiğine bizi râzı eyle ve kolay amellerle bizden râzı ol."


(( الَلَّهُمَّ أَحْسَنْتَ خَلْقِي، فَأَحْسِنْ خُلُقِي.))


130. "Allahım! Yaratılışımı güzel kıldığın gibi, ahlâkımı da güzel kıl."


(( اللَّهُمَّ ثَبِّتْنِي، وَاجْعَلْنِي هَادِيًا مَهْدِيًّا.))


131. "Allahım! (Ayaklarımı dînin üzere) sâbit kıl ve beni, kendisi hidâyet bulmuş, (insanlara iyiliği gösteren) bir rehber kıl."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الثَّبَاتَ فِي الأَمْرِ، وَالْعَزِيمَةَ عَلَى الرُّشْدِ، وَأَسْأَلُكَ مُوجِبَاتِ رَحْمَتِكَ، وَعَزَائِمَ مَغْفِرَتِكَ، وَأَسْأَلُكَ شُكْرَ نِعْمَتِكَ، وَحُسْنَ عِبَادَتِكَ، وَأَسْأَلُكَ قَلْباً سَلِيماً، وَلِسَاناً صَادِقاً، وَأَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِ مَا تَعْلَمُ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا تَعْلَمُ، وَأَسْتَغْفِرُكَ لِمَا تَعْلَمُ، إنَّكَ عَلاَّمُ الغُيُوبِ.))


132. "Allahım! Senden işimde sebât,doğru yolda kararlılık, rahmetini gerektiren şeylerle bağışlanmayı gerektiren kararlarını, nimetine şükretmeyi, sana güzel ibâdet etmeyi, selîm kalp, doğru konuşan dil dilerim.Senden, bildiğin iyilikleri dilerim.Bildiğin günahların şerrinden sana sığınırım.Beni bağışlamanı dilerim.Çünkü sen, gizlileri çok iyi bilensin."


(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْفِرْدَوْسَ أَعْلَى الْجَنَّةِ.))


133. "Allahım!Senden cennetin en yüksek yeri olan Firdevs'i dilerim."


(( اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ. اَللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مَحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مَحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ.))


134. "Allahım! İbrahim’i ve İbrahim’in âilesini meleklerinin yanında meth ettiğin gibi, Muhammed’i ve Muhammed’in âilesini de meleklerinin yanında meth et.Şüphesiz ki sen; çok övülensin, şeref sahibisin. Allahım! İbrahim’i ve İbrahim’in âilesini mübârek kıldığın gibi, Muhammed’i ve Muhammed’in âilesini de mübarek kıl. Şüphesiz ki sen; çok övülensin, şeref sahibisin."


Celâline ve yüce hükümranlığına yaraşan her türlü hamd, âlemlerin Rabbi Allah'adır.


Allahım! Peygamberimiz Muhammed'e, onun âile halkına, ashâbına ve kıyâmet gününe kadar ona en güzel şekilde uyanlara salât ve selâm eyle.


Kaynak: Saîd b. Ali el-kahtânî Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin

[1] Mesîh Deccâl'in zuhûr etmesi; Kıyâmetin büyük alâmetlerindendir. Yeryüzünün zâlim krallarından birisi gibi zuhûr edecektir. Önce peygamber, daha sonra da rab olduğunu iddiâ edecektir.Halktan câhil insanlar ona tâbi olacak, ancak Allah'ın sâlih kulları ona karşı gelecek ve onun yalancı olduğunu söyleyeceklerdir. Yeryüzünde -Mekke ve Medîne dışında- köy köy, kasaba kasaba, şehir şehir, ülke ülke atıyla dolaşarak basmadık yer bırakmayacaktır. Yeryüzünde kalması kırk gün olacaktır. Ancak bu kırk günün bir günü; bir sene, bir günü bir ay, bir günü bir hafta ve geri kalan günleri de normal günler gibi olacaktır.Yâni toplam kalacağı gün; bir sene, iki ay, on beş gün olacaktır. Mesîh adıyla anılmasının sebebi; bir gözünün kör olmasından veya -Mekke ve Medîne dışında- yeryüzünde basmadık yer bırakmayacak olmasından dolayıdır. Deccâl adıyla anılmasının sebebi ise; çok yalan söyleyerek bâtılı hak göstermesinden dolayıdır. (Çeviren)

Dua'nın Fazileti
DUA ETMEK
İbadetin özü olan duanın, yeri ve zamanı olmadığı için, her yerde ve her zaman duâ etme.. İşte, sokakta, otomobilde, otobüste, okulda, yolda, evde, camide, Ka'be'de vs. dua etme.. Devamlı dua etme ve bunu alışkanlık haline getirme... Fakat duada mühim olan, kulun kendisine düşen vazifeyi yaptıktan sonra Allah'tan istemesidir. Yani dua edip birşeyler isterken eli kolu bağlı durmama. Sebeblere müracaat etme. Zira Allah, tembele değil, canla başla çalışana, ısrarla isteyene verir. Hz.Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in; "Cennette kendisiyle komşu olmak isteyen kimseye: Çok secde etmekle bana yardımcı ol" demesinde bunu görebiliriz.

Ayrıca, dua ederken uyanık bir gönül ile duâ etme... Söylenen her kelimenin kalpte yerini bulması... Himmeti âlî tutup Ümmet-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) için de duâ etme... -İnsan, kendi çocuğu suya düştüğü ve boğulmak üzere iken, nasıl heyecan ve hafakanlar içinde kalıyorsa- aynen öyle , dünyanın dört bir tarafında garip, çilekeş ve mazlum Ummet-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) için de öyle dua etme... duaların kabulüne vesile olacaktır.

DUA İBADETTİR:

Nu'man b. Beşir'in rivâyet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.): "Dua ibadettir" buyurdular ve sonra da şu ayeti okudular:
وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ إِنَّ الَّذِينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِي سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ
"Rabbiniz buyurdu ki: Bana dua edin, duanıza icabet edeyim. Kibirlerinden Bana ibadet etmeyenler, aşağılık olarak cehenneme gireceklerdir" (Mü'min, 40/60) (1).

Başka bir rivâyete göre; "Duâ ibâdetin özüdür"'(2)

Allah yanında duâdan daha değerli birşey yoktur. Çünkü "duâ, dinin direği, semâvât ve arzın nûru ve mü'minin silâhıdır" (3).

Duâ eden bir kimse helak olmaz (4).

Allah kendisine duâ edilmesi ve duâda ısrar edilmesinden hoşlanır, "Kendisine duâ etmeyene de gazâb eder' (5).

Allah Teâlâ'nın, Yûnus aleyhisselam hakkında Kur'an'da bahsettiği de buna benzemektedir. Yûnus (a.s.), anlatmış olduğu şeyleri kavmi dinlemediği için, kavmine kızarak onların arasından Rabb'inin izni olmadan çıktı ve yüklü bir gemiye bindi. Geminin yükü fazla olduğundan gemi taşıyamamış, yolculardan birini denize atmak gerekmişti. Atılacak kişinin tesbîti için gemidekiler kur'a çektiler. Kur'an'ın ifâdesiyle, "Kur'a çekti, (kur'a kendisine isabet ettiği için) yenilenlerden oldu" (Sâffât, 37/141).
Dua'nın Kabulü

"(Yûnus (a.s.) Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için kendi kendisini) kınayarak (denize atıldı) balık onu yuttu" (Sâffât, 37/142). Cenâb-ı Hak Yûnus (a.s.)'ı, bu izinsiz çıkışından dolayı şiddetli bir gazab ile levmetti (kınadı). Çünkü Yûnus (a.s.)'ın, kavminin ezâlarına karşı sabretmesi gerekiyordu.

Yûnus (a.s.), iç içe üç karanlık içinde Rabbine duâ etti; deniz, gecenin karanlığı ve balığın karnı. Yûnus (a.s.) duâsında; 

لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ

"Senden başka ilah yoktur. Sen bütün eksiklerden uzaksın, yücesin, ben zâlimlerden oldum" (Enbiyâ, 21/87) diyerek yalvardı.
 

Allah Teâlâ da;
"Biz de onun duâsını kabul ettik ve onu tasadan kurtardık. İşte Biz, inananları böyle kurtarırız" (Enbiyâ, 21/88) diyerek cevap verdi.

Daha sonra Cenâb-ı Hak, Yûnus (a.s.)'ı kurtarmasının sebebini onun rahatlık ve bolluk anında da Allah'ı çok zikretmesi olduğunu bildirdi:

"Eğer (rahatlık ve bolluk anında da) tesbih edenlerden olmasaydı, (insanların) diriltilecekleri güne kadar onun (balığın) karnında kalırdı" (Sâffât, 37/143-144).

Hz. Peygamber (s.a.v.), bir hadislerinde; "Kederli, hüzünlü bir kimse, kardeşim Yûnus gibi duâ ederse, Allah onun duasına cevap verir. 
O duâ da  لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ duâsıdır" (6). 

Öyleyse, "sıkıntılı anında Allah'ın, duâsını kabul etmesi kimin hoşuna gidiyorsa, rahatlık ve bolluk anında Allah'a çok duâ etsin" (7).

"Bir müslüman, istediği şey günah olmamak ve sıla-ı rahmi kesmeyi istememek şartıyla duâ ederse, kendisi için üç haslet meydana gelir; ya Allah onu istediği şeyi hemen verir, veya (mükâfatını) âhirette vermek için saklar, veyahut yaptığı duâ kadarıyla, başına gelecek kötülükten onu muhafaza eder." Sahabe-i kirâm; "O zaman biz de çok duâ ederiz", dediler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de şöyle buyurdular: "Siz isteyebildiğiniz kadar isteyin, çünkü Allah'ın rahmet hazinesi sizin istediklerinizden daha çoktur" (8).

Bir kimse duâ kapısını açar ve duânın tadını alırsa; onun için hayır, rahmet ve icâbet kapısı açılır. Hz.Ömer (r.a.) şöyle demektedir; "Ben duâmın kabul edilip edilmemesinin ızdırabını çekmiyorum, duâya devam edememenin ızdırabını çekiyorum. Çünkü, duâya devam edebilirsem, istediğim bana verilecektir." Bununla ilgili olarak şöyle bir söz söylenmektedir; "Ey insanoğlu! Efendinin kapısını bıkmadan, usanmadan çaldığın için, istediğin sana verilmiştir, hakkında mübârek olsun."

İnsanın, duâsının kabûlünde aceleci olmaması ve kabul olmadı diye duâ etmeyi bırakmaması gerekir. Nitekim, Buharî ve Müslim'in beraberce rivâyet ettikleri bir hadîs-i şerifte: "Sizden biriniz duânızda acele edip; "Duâ ettim sonra yine duâ ettim, fakat duâma cevap verilmedi" demedikçe duâsı kabul edilir" (9), buyurulmuştur.

Burada şöyle bir soru akla gelebilir: "Birçok defa duâ ediyoruz kabul olmuyor. Halbuki, âyet umûmîdir, her duâya cevap var?" Buna şöyle cevap verilir:

Cevap vermek ayrıdır, kabul etmek ayrıdır. Her duâ için cevap vermek var; fakat kabul etmek, hem her istenileni vermek Cenâb-ı Hakk'ın hikmetine tâbidir. Meselâ, hasta bir çocuk feryâd eder: "Ey doktor! Bana bak. Doktor: Buyrun diye cevap verir. Çocuk: Şu ilacı ver bana der. Hekim ise; ya aynen istediğini verir, yahut hastalığına zarar olduğunu bilir, hiç vermez. İşte Allah Teâlâ; Hakîm-i mutlak, hâzır, nâzır olduğu için kulun duâsına cevap verir. Yalnızlık ve kimsesizliğini duasının cevabıyla ortadan kaldırır. Fakat, insanın hevâ ve heveslerinin istikâmetinde değil, belki hikmet-i Rabbâniyye'nin iktizâsıyla, ya istediğini veya daha iyisini verir, veya hiç vermez. Hem duâ bir ubûdiyettir. Ubûdiyyetin ise meyveleri âhirette verilir. Dünyevî maksadlar ise, o nevî duâ ve ibâdetin vakitleridir."
Dua Nasıl Edilir
İbadetin en faziletlisi, duâdan sonra tehlikenin, zorluğun gitmesini beklemektir. Hadîs-i şerîfte: “Ya zel celali vel ikram” diyerek "Beklemeye devam edin" buyurulmaktadır (10).

Duâ, meyveli bir ağaç ve kişinin kendisinin sakladığı bir hazîne gibidir. Yani ağacın üzerindeki meyve de, yere düşen meyve de sahibinindir. Gizlediği yerde duran para da, oradan aldığı ve cebindeki para da hazine sahibinindir. Aynen öyle de; duâ edenin istediği şey, kendisine verilse de kendisi için büyük bir mutluluk, istediği şey bu dünyada verilmeyip âhirette verilse de, duâ eden için büyük bir saadettir.

DUA KADERİ GERİ ÇEVİRİR Mİ?

Hadis-i şerife göre duâ; insanın başına gelen belâyı gelmeden önce de, geldikten sonra da defeder (11). Ayrıca diğer bir hadîste Hz.Peygamber (s.a.v.): "Kaderi ancak duâ geriye çevirebilir, ömrü de ancak iyilikler arttırabilir. Kul, işlemiş olduğu günahlarla kendisini rızıktan mahrum eder" (12) buyurmuşlardır.

Peygamberimiz (s.a.v.) Şâfiîlerin okuduğu kunut duâsında: "Ya Rabbi! Bizi koru ve hakkımızda hükmettiğin şeyin şerrini bizden gider" diye duâ etmişlerdir. Eğer duâ, kaza ve kaderin geri çevrilmesinde bir sebep olmasaydı, Peygamberimiz böyle duâ etmez ve ümmetine de öğretmezdi.
Mürsel olarak rivâyet edilen bir diğer hadîs-i şerifte Hz.Peygamber (s.a.v.) şöyle buyururlar: "Mallarınızı zekâtla muhafaza ediniz, hastalıklarınızı sadakayla tedâvî ediniz, üzerinize gelen belâ dalgalarını duâ ve tazarrû ile defediniz" (13).

İbn Abbas'ın rivâyet ettiği bir hadîste de, Peygamber Efendimiz İbn Abbas'a şöyle nasihatta bulunurlar: "Rahat ve bolluk anında Allah'ı bil ki, şiddet ve sıkıntı anında da Allah seni bilsin. Bir şey istediğinde, Allah'tan iste. Yardım talep ettiğinde de Allah'tan yardım talep et" (14).

Kişi bolluk ve mutluluk zamanında Allah'a duâ etmeye devam ederse, daha sonra başına şiddetli belâ ve musîbetler geldiğinde yine Rabbine duâ ettiği zaman melekler; "Ya Rabbi! Bu ses, tanıdık bir kuldan ve tanıdık bir ses. Allahım, onun duâsını kabul et" derler. Bundan dolayı seleften bazıları şöyle duâ etmişlerdir:
Dua etmek
"Ya Rabbi! Ben duâ etmekle emrolundum ve bana, duâma cevap verileceği vadedildi. Senin emrettiğin gibi Sana duâ ediyor ve Senden istiyorum. Vadettiğin gibi duâma icâbet et."

Duâ etmenin en makbul şekli, ihsan mertebesidir ki, o da kişinin; Allah'ı görüyor gibi O'na duâ etmesi ve duâsını Allah'ın işittiğine inanmasıdır.

DUANIN ADABI

Duâ'nın birçok adabı vardır ki, duâ edenin bu âdâba riâyet etmesi gerekir. Çünkü edepten mahrum olan, lutf-u ilâhîden de mahrum olur.

1. Duâ edileceği vakit istiğfar ile manevî temizlenmeli.
2. Duâ'ya başta, Allah'a hamd ü senâ ve peygamber Efendimize salât ü selâm ile başlamalı. 
Bundan sonra istekleri için duâ etmeli ve sonunda yine makbûl bir duâ olan salavât-ı şerîfeyi şefaatçi gibi zikretmeli. Çünkü, iki makbûl duânın ortasındaki bir duâ makbul olur. 
Hz.Peygamber (s.a.v.), Allah'a hamdetmeden ve kendisine salat ü selâm söylemeden duâ eden bir kişiyi işitince: "Şu kişi acele etti" dedi ve onu çağırarak: "Sizden biriniz duâ ettiğinde; Rabbine hamd ü senâ ve Peygamberine salât ü selâm ile başlasın. Ondan sonra da, hâceti için duâ etsin" (15) buyurdular. Çünkü vesileler, istenilen şeylerden önce getirilir. Allah Teâlâ: "Allah'a (yaklaşmaya) vesîle (yol) arayın" (Mâide, 5/35) buyurmaktadır.
Duâda, Allah'a hamd ü sena etmek ve Rasûlü'ne salât ü selâmı önce zikretmek en iyi vesiledir. Ancak bu vesilelerle duâ, Allah'a yükselir.

3. Yiyip içtiği şeylerin helâl olmasına dikkat etmek: Peygamberimiz (s.a.v.), uzun bir yolculuk esnasında, saçları dağılmış, toz toprak içinde kalmış ve ellerini semâya kaldırıp: "Ya Rabbi! Ya Rabbi!" diye duâ eden bir adamdan bahsederek: "Yediği haram, içtiği haram, giydiği haram ve haramla beslenmiş bir kimsenin duâsı nasıl kabul olunur ki!" (16) buyurdular. Hadîsteki kişi ve benzeri kimseler, kendi elleriyle duâlarının makbul olma yolunu kapatmışlardır.
Rivâyete göre, Sa'd b. Ebî Vakkâs Hz. Peygamber (s.a.v.)'e: "Ya Rasûlallah! Allah'a duâ et de duâsı kabul edilenlerden olayım" deyince, Peygamberimiz (s.a.v.): "Ey Sa'd! Helâl ye ki, duâsı kabul edilenlerden olasın" (17) buyurmuşlardır.

4. Duâ'da elleri kaldırmak. Çünkü elleri kaldırmada, kulluğu izhâr etme ve her hâlinde Allah'a ihtiyacı olduğunu ifâde etme vardır. Hadîste şöyle buyurulmaktadır: "Rabbiniz Hayy ve çok ikrâm edicidir, kulu ellerini kaldırıp Kendisine duâ ettiğinde onları boş çevirmekten hayâ eder" (18).

5. Kur'an'da ve hadîslerde geçen me'sûr duâlarla duâ etmek.

6. İhlâs, huşû ve huzûr-u kalp ile duâ etmek.

7. Namazın sonlarında, bilhassa sabah namazından sonra duâ etmek.
dua etmek
8. Mübârek yerlerde, husûsan mescidlerde duâ etmek.

9. Cuma günü, husûsan sâat-i icâbede duâ etmek. Hem şuhûr-u selâsede (üç aylarda), husûsan meşhûr gecelerde, hem Ramazanda, husûsan kadir gecesinde yapılan duâların kabûl olması rahmet-i ilâhiyyeden kuvvetle ümîd edilir.

10. Duâsının kabûl edileceğine kesin bir şekilde inanarak duâ etmek.

11. Secdede duâ etmek. Evet, secdede hârika bir sır vardır. Hadîs-i şerifte: "Kulun Rabbine en yakın olduğu an, secde anıdır. Secdede çok duâ edin. Çünkü, duânın kabûl edilme ihtimâli daha çoktur" (19). Secdede (Kur'an'da ve meşhûr hadîslerde olmak şartıyla) dünyevî ve uhrevî ihtiyaçlar ve dünya ve âhiretin salâhı için duâ edilebilir.

DUANIN FAYDALARI

Duâ eden kimsenin hâli, evlâd u iyâli islah olur, malı da bereketlenir. Kendisi de sâlih amel işlemeye muvaffak olur. Her türlü hâli ve her türlü ihtiyâcı için Allah'a duâ edip yalvaran kimseye, duâda büyük bir haz ve nasîp vardır. Çünkü ona, annesi, babası ve diğer insanlar sâlih amelde bulunması için duâ ederler. Fakat, duâdan nasibi olmayan, münâcât lezzetini tadmayan ve Rabbine duâ ve ibâdet etmekten kaçınan, tekebbür eden kişiler hayırdan, Allah'a yaklaşmaktan ve O'nun sevgisini kazanmaktan mahrum sayılırlar. Böyle kişiler, kendilerine ve duâlarına cevap verilecek rahmet kapılarını kapatmış olurlar. Çünkü, duâ etme lezzetinin kalpten çıkarılması, bir şahsın -kendisi farkında olmadığı halde- cezâlandırıldığı en şiddetli bir cezâdır.

Allah Teâlâ bir âyette şöyle buyurur:
"Kullarım, sana Benden sorarsa (söyle): Ben (onlara) yakınım. Bana duâ edince, duâ edenin duâsına icâbet ederim. O halde onlar da Benim da'vetime (itaatle) icâbet ve Bana îman (da devam) etsinler. Tâki (o sayede) doğru yola ulaşmış olalar" (Bakara, 2/186).

Bu âyetin nâzil olmasının sebebi şu hâdisedir: "Birtakım insanlar Hz. Peygamber (s.a.v.)'e gelerek, Ya Rasûlallah! Rabbimiz bize yakın mı, uzak mı? Yakınsa fısıltı ile, uzaksa yüksek sesle duâ edelim" dediler, bunun üzerine Allah Teâlâ da bu âyeti indirdi (20).

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir seferde ashâbıyla birlikte giderlerken, yüksek yerlere gelince ashâb, yüksek sesle "Allahü Ekber" ve "Lâ ilâhe illallah" dediler. Bunun üzerine Hz.Peygamber: "Ey insanlar! Kendinize acıyın ve seslerinizi böyle yükseltmeyin. Çünkü siz, sağır ve gâib olan Birisine duâ etmiyorsunuz. Siz, sizinle beraber olan, herşeyi işiten ve size yakın olan Birisine duâ ediyorsunuz" (21) buyurur.

SONSÖZ

İbadetin özü olan duâanın, yeri ve zamanı olmadığı için, her yerde ve her zaman duâ etme.. Sokakta, otomobilde, trende, büroda, okulda, fabrikada, evde, camide, Ka'be'de vs. duâ etme.. Devamlı duâ etme ve bunu i'tiyat haline getirme... Fakat duâda mühim olan, kulun kendisine düşen vazifeyi yaptıktan sonra Allah'tan istemesidir. Yani duâ edip birşeyler isterken eli kolu bağlı durmama. Sebeblere müracaat etme. Zira Allah, tembele değil, canla başla çalışana, ısrarla isteyene verir. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in; "Cennette kendisiyle komşu olmak isteyen kimseye: Çok secde etmekle bana yardımcı ol" (22) demesinde bunu görebiliriz.

Ayrıca, duâ ederken uyanık bir gönül ile duâ etme... Söylenen her kelimenin kalpte yerini bulması... Himmeti âlî tutup Ümmet-i Muhammed (s.a.v.) için de duâ etme... -İnsan, kendi çocuğu suya düştüğü ve boğulmak üzere iken, nasıl heyecan ve hafakanlar içinde kalıyorsa- aynen öyle de, dünyanın dört bir tarafında garip, çilekeş ve mazlum Ümmet-i Muhammed (s.a.v.) için de öyle duâ etme.. duâların kabulüne vesile olacaktır.

Kaynak: Yeni Umut Dergisi

Kaynakça
  • (l)Tirmizî, Medîne 1978, Daâvât 2; İbnMâce, Beyrut 1975, Duâ 1; Müsned, Beyrut 1985, IV, 267, 271, 276.
  • (2) Tirmizî Daâvât 1; Kenzu'l-Ummâl, Beyrut 1985, II, 62.
  • (3) Kenzu'l Ummâl, a.yer. (4)Kenzu'l-Ummâl,II, 66.
  • (5) Tirmizî, Daâvât 2; Kenzu'l-Ummâl, II, 63.
  • (6) Tirmizî, Daâvât 82.
  • (7) Tirmizî, Daâvât 9.
  • (8) Tirmizî, a. yer; Kenzu'l-Ummâl, II, 70.
  • (9) Buharı, İstanbul 1897, Daâvât 22; Müslim, 1955, Duâ 25.
  • (10) Müstedrek, Beyrut tarihsiz, 1,499.
  • (11) Kenzu'l-Ummâl, 11,63.
  • (12) Müstedrek, 1,492-493; Kenzu'l-Ummâl, II, 62.
  • (13) Merâsil-i Ebî Dâvûd, Beyrut 1988, s.128; et-Tergîb ve't-Terhîb, Beyrut 1968,1,520.
  • (14) Tirmizî, Sıfatu'l-Kıyâme 59; Müstedrek, 111,541.
  • (15) Ebû Dâvûd, İstanbul, Daâvât 66.
  • (16) Müslim, Zekât 65.
  • (17) İhyâu Ulûmi'd-Dîn, İstanbul 1974, (trc. A.Serdaroğlu) 11,235.
  • (18) İbn Mâce, Duâ 13; Kenzu'l-Ummâl 11,63.
  • (19) Müslim, Salât 207,215.
  • (20) el-Câmi' li Ahkâmi'l-Kur'an, Beyrut 1985,11,308. (21)Buhârî, Cihad 131.
  • (22) Müslim, Salât 226.

 Tevbe Suresi, bir diğer adıyla Berae Suresi, Kur'an'ın Medine'de indirildiğine inanılan, başında Besmele bulunmayan, 129 ayetlik, 9. suresi. Adını, Allah'ın kendisine samimiyetle inanan ve tövbe edenleri affedeceğini bildirdiği 104. ayetinden almaktadır. Tevbe Sures''nin, Mekke eski imamı Abdurrahman El-Sudais'in içinize dokunacak güzel sesinden okunuşuna, Arapça metnine, Türkçe okunuşuna ve Türkçe mealine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Dinlemek için "Play" Butonuna basınız.




Tevbe Suresi'nin Türkçe Okunuşu 


1.    Beraetüm minallahi ve rasulihı ilellezıne ahettüm minel müşrikın    
2.    Fe siyhu fil erdı erbeate eşhüriv va'lemu enneküm ğayru ma'cizillahi ve ennellahe muhzil kafirın    
3.    Ve ezanüm minallahi ve rasulihı ilen nasi yevmel haccil ekberi ennallahe berıüm minel müşrikıne ve rasulüh fe in tübtüm fe hüve hayrul leküm ve in tevelleytüm fa'lemu enneküm ğayru mu'cizillah ve beşşirillezıne keferu bi azabin elım    
4.    İllellezıne ahettüm minle müşrikıne sümme lem yenkusuküm şey'ev ve lem yüzahiru aleyküm ehaden fe etimmu ileyhim ahdehüm ila müddetihim innellahe yühıbbül müttekıyn    
5.    Fe izenselehal eşhürul hurumü faktülül müşrikıne hayüs vecedtümuhüm ve huzuhüm vahsuruhüm vak'udu lehüm külle mersad fe in tabu ve ekamüs salate ve atevüz zekate fe hallu sebılehüm innellahe ğafurur rahıym    
6.    Ve in ehadüm minel müşrikınestecarake fe ecirhü hatta yesmea kelamellahi sümme eblığhu me'meneh zalik bi ennehüm kavmül la ya'lemun    
7.    Keyfe yekunü lil müşrikıne ahdün ındellahi ve ınde rasulihı illellezıne ahettüm ındel mescidil haram fe mestekamu leküm festekıymu lehüm innellahe yühıbbül mütekeyın    
8.    Keyfe ve iy yazheru aleyküm la yerkubu fiküm illevve la zimmeh yürduneküm bi efvahihim ve te'ba kulubühüm ve ekseruhüm fasikun    
9.    İşterav ve ayatillahi semenen kalılen fe saddu an sebılih innehüm sae ma kanu ya'melun    
10.    La yerkubune fı mü'minın illev ve la zimmeh ve laike hümül mu'tedun    
11.    Fe in tabu ve ekamüs salate ve atevüz zekate fe ıhvanüküm fid dın ve nüfassılül ayati le kavmiy ya'lemun    
12.    Ve in nekesu eymanehüm mim ba'di ahdihim ve taanu fı dıniküm fe katilu eimmetel küfri innehüm la eymane lehüm leallehüm yentehun    
13.    Ela tükatilune kavmen nekesu eymanehüm ve hemmu bi ıhracir rasuli ve hüm bedeuküm evvele merrah e tahşevnehüm fellahü ehakku en tahşevhü in küntüm mü'minın    
14.    Katiluhüm yüazzibhümüllahü bi eydıküm ve yuhzihim ve yensurküm aleyhim ve yeşfi sudura kavmim mü'minın    
15.    Ve yüzhib ğayza kulubihim ve yetubüllahü ala mey yeşa' vallahü alımün hakım    
16.    Em hasibtüm en tütraku ve lemma ya'lemillahüllezıne cahedu minküm ve lem yetehızu min dunillahi ve la rasulihı ve lel mü'minıne velıceh vallahü habırum bi ma ta'melun    
17.    Ma kane lil müşrikıne ey ya'müru mesacidellahi şahidıne ala enfüsihm bil küfr ülaike habitat a'malühüm ve fin nari hüm halidun    
18.    İnnema ya'müru mesacidellahi men amene billahi vel yvmil ahıri ve ekames salate ve atez zekate ve lem yahşe illallahe fe asa ülaike ey yekunu minel mühtedın    
19.    E cealtüm sikayetel hacci ve ımaratel mescidil harami ke men amen billahi vel yevmil ahıri ve cahede fı sebılillah la yestevune ındellah vallahü la yehdil kavmez zalimın    
20.    Ellezıne amenu ve haceru ve cahdu fı sebılillahi bi emvalihim ve enfüsihim a'zamü deracetem ındellah ve ülaike hümül faizun    
21.    Yübeşşiruhüm rabbühüm bi rahmetim minhü ve rıdvaniv ve cennatil lehüm fıha neıymüm mükıym    
22.    Halidıne fıha ebeda innellahe ındehu ecrun azıym    
23.    Ya eyyühellezıne amenu la tettehızu abaeküm ve ıhvaneküm evliyae inistehabbül kküfra alel ıman ve mey yetevellehüm minküm fe ülaike hümüz zalimun    
24.    Kul in kane abaüküm ve ebnaüküm ve ıhvanüküm ve ezvacüküm ve aşıratüküm ve emvalü nıkteraftümuha ve ticaratün tahşevne kesadeha ve mesakinü terdavneha ehabbe ileyküm minallahi ve rasulihı ve cihadin fı sebılihı fe terabbesu hatta ye'tiyallahü bi emrih vallahü la yehdil kavmel fasikıyn    
25.    Le kad nasarakümüllahü fı mevatıne kesırativ ve yevme hıneynin iz a'cebetküm kesratüküm fe lem tuğni anküm şey'ev ve dakat aleykümül erdu bi ma rahubet sümme velleytüm müdbirın    
26.    Sümme enezlellahü sekınetehu ala rasulihı ve alel mü'minıne ve enzele cünudel lem teravha ve azzebellezıne keferu ve zalike cezaül kafirın    
27.    Sümme yetubüllahü min ba'di zalike ala mey yeşa' vallahü ğafurur rahıym    
28.    Ya eyyühellezıne amenu innemel müşrikun necesün fe la yakrabül mescidel haram ba'de amihim haza ve in hıftüm ayleten fe sevfe yuğnıkümüllahü min fadlihı in şa' innellahe alımün hakım    
29.    Katilüllezıne la yü'minune billahi ve la bil yevmil ahıri ve la yühürrimune ma harremallahü ve rasulühu ve la yedınune dınel hakkı minellezıne utül kitübe hatta yu'tul cizyete ay yediv vehüm sağırun    
30.    Ve kaletil yehudü uzeyrunibnüllahi ve kaletin nesaral mesıhubnüllah zalike kavlühüm bi efvahaham yüdahiune kavlellezıne keferu min kabl katellehümullahü enna yü'fekun    
31.    İttehazu ahbarahüm ve ruhbanehüm erbabem min dunillahi vel mesıhabne meryem ve ma ümiru illa li ya'büdu ilahev vahıda la ilahe illa hu sübhanehu amma yüşrikun    
32.    Yürıdune ey yutfiu nurallahi bi efvahihim ve ye'bellahü illa ey yütimme nurahu ve lev kerihel kafirun    
33.    Hüvellezı ersele rasulehu bil hüda ve dınil hakkı li yuzhirahu aled dıni küllihı ve lev kerihel müşrikun    
34.    Ya eyyühellezıne amenu inne kesıram minel ahbari ver ruhbani le ye'külune emvalen nasi bil batıli ve yesuddune an sebılillah vellezıne yeknizunez zehebe vel fiddate ve la yünfikuneha fı sebılillahi fe beşşirhüm bi azabin elım    
35.    Yevme yuhma aleyha fı nari cehenneme fe tükva biha cibahühüm ve cünubühüm ve zuhuruhüm haza ma keneztüm li enfüsiküm fe zuku ma küntüm teknizun    
36.    İnne ıddeş şühuri ındellahisna aşera şehran fı kitabillahi yevme halekas semavati vel erda miha erbeatüm hurum zaliked dınül kayyimü fe la tazlimu fıhinne enfüseküm ve katilül müşrikıne kaffeten kema yükatiluneküm kaffeh va'lemu ennallahe meal müttekıyn    
37.    İnnemen nesıü ziyadetün fil küfri yüdallü bihillezıne keferu yühıllünehu amev ve yüharrimunehu amel li yüvatıu ıddete ma harramellahü fe yühıllu ma harremellah züyyine lehüm suü a'malihim vallahü la yehdil kavmel kafirın    
38.    Ya eyyühellezıne amenu ma leküm iza kıyle lekümünfiru fı sebılillahis sakaltüm ilel ard e radıytüm bil hayatid dünya minel ahırah fe ma metaul hayatid dünya minel ahırah fe ma metaul hayatid dünya fil ahırati illa kalıl    
39.    İlla tenfiru yüazzibküm azaben elımev ve yestebdil kavmen ğayraküm ve la teduruhu şey'a vallahü ala külli şey'in kadır    
40.    İlla tensuruhü fe kad nesarahüllahü iz ahracehüllezıne keferu saniyesneyni iz hüma fil ğayri iz yekül li sahıbihı la tahzen innallahe meana fe enzelellahü sekınetehu aleyhi ve eyyedehu bi cünudil lem teravha ve ceale kelimetellezıne keferus süfla ve kelimetüllahi hiyel ulya vallahü azızün hakım    
41.    İnfiru hıfafev ve sikalev ve cahidu bi emvaliküm ve enfüsiküm fı sebılillah zaliküm hayrul leküm in küntüm ta'lemun    
42.    Lev kane aradan karıbev ve seferan kasıdel lettebeuke ve lakim beudet aleyhimüş şükkah ve se yahlifune billahi levisteta'na le haracna meaküm yühlikune enfüsehüm vallahü ya'lemü innehüm le kazibun    
43.    Afallahü ank li me ezinte lehüm hatta yetebeyyene lekellezıne sadeku ve ta'lemel kazibın    
44.    La yeste'zinükellezıne yü'minune billahi vel yevmil ahıri ey yücahidu bi emvalihim ve enfüsihim vallahü alımüm bil müttekıyn    
45.    İnnema yeste'zinükellezıne la yü'minune billahi vel yevmil ahıri vertabet kulubühüm fe hüm fı raybihim yeteraddedun    
46.    Ve lev eradül huruce le eaddu lehu uddetev ve lakin kerihellahümbiasehüm fe sebbetahüm ve kıylek'udu meal kaıdın    
47.    Lev haracu fıküm ma zaduküm illa habalev ve le evdau hılaleküm yebğunekümül fitneh ve fıküm semmaune lehüm vallahü alımüm biz zalimın    
48.    Lekadibteğavül fitnete min kablü ve kallebu lekel ümura hatta cael hakku ve zahera emrullahi vehüm karihun    
49.    Ve minhüm mey yekulü'zel lı ve la teftinnı e la fil fitneti sekatu ve inne cehenneme le mühıytatüm bil kafirın    
50.    İn tüsıbke hasenetün tesü'hüm ve in tüsıbke müsıybetüy yekulu kad ehazna emrana min kablü ve yetevellev vehüm ferihun    
51.    Kul ley yüsıybena illa ma ketebellahü lena hüve mevlana ve alellahi fel yetevekkelil mü'minun    
52.    Kul hel terabbesune bina illa ıhdel husneyeyn ve nahnü neterabbesu biküm ey yüsıybekümüllahü bi azabim min ındihı ev bi eydına fe terabbesu inna meaküm müterabbisun    
53.    Kul enfiku tav'an ev kerhel len yütekabbele minküm inneküm küntüm kavmen fasikıyn    
54.    Ve ma meneahüm en tukbele minhüm nefekatühüm illa ennehüm keferu billahi ve bi rasulihı ve la ye'tunes salate illa vehüm küsala ve la yünfikune illa vehüm karihun    
55.    Fe la tü'cibke emvalühüm ve la evladühüm innema yürıdüllahü li yüazzibehüm biha fil hayatid dünya ve tezheka enfüsühm ve hüm kafirun    
56.    Ve yahlifune billahi innehüm le minküm ve ma hüm minküm ve lakinnehüm kavmüy yefrakun    
57.    Lev yecidune melceen ev meğaratin ev müddehalel le vellev ileyhi vehüm yecmehun    
58.    Ve minhüm mey yelmizüke fis sadekat fe in u'tu minha radu ve il lem yu'tav minha iza hüm yeshatun    
59.    Ve lev ennehüm radu ma atahümlahü ve rasulühu ve kalu hasbünallahü se yü'tınellahü min fadlihı ye rasulühu inna ilallahi rağıbun    
60.    İnnemas sadekatü lil fükarai vel mesakıni vel amilıne aleyha vel müellefeti kulubühüm ve firrikabi vle ğarimıne ve fı sebılillahi vebnis sebıl ferıdatem minallah vallahü alımün hakım    
61.    Ve minhümüllezıne yü'zunen nebiyye ve yekulune hüve üzün kul üzünü hayril leküm yü'minü billahi ve yü'minü lil mü'minıne ve rahmetül lillezıne amenu minküm vellezıne yü'zune rasulellahi lehüm azabün elım    
62.    Yahlifune billahi leküm li yürduküm vallahü ve rasulühu ehakku ey yürduhü in kanu mü'minın    
63.    E lem ya'lemu ennehu mey yühadidillahe ve rasulehu fe enne lehu nara cehenneme haliden fıha zalikel hızyül azıym    
64.    Yahzerul münafikune en tünezzele aleyhim suratün tünebbiühüm bi ma fı kulubihim kulistehziu innellahe muhricüm ma tahzerun    
65.    Ve lein seeltehüm le yekulünne innema künna nehudu ve nel'ab kul e billahi ve ayatihı ve rasulihı küntüm testehziun    
66.    La ta'teziru kad kefartüm ba'de ımaniküm in na'fü an taifetim minküm nüazzib taifetem bi ennehüm kanu mücrimın    
67.    El münafikun vel münafikatü ba'duhüm min ba'd ye'mürune bil münkeri ve yenhevne anil ma'rufi ve yakbidune eydiyehüm nesüllahe fe nesiyehüm innel münafikıyne hümül fasikun    
68.    Veadellahül münafikıyne vel münafikati vel küffara nara cehenneme halidıne fıha hiye hasbühüm ve leanehümüllah ve lehüm azabüm mükıym    
69.    Kellezıne min kabliküm kanu eşedde minküm kuvvetev ve eksera emvalev ve evlada festemteu bi halakıhim festemta'tüm bi halaıküm kemestem teallazıne min kabliküm bi halakıhüm ve hudtüm kellezı hadu ülaike habitat a'malühüm fid dünya vel ahırah ve ülaike hümül hasirun    
70.    E lem ye'tihim nebüllezıne min kablihim kavmi nuhıv ve adiv ve semude ve kavmi ibrahıme ve ashabi medyene vel mü'tefikat etethüm rusülühüm bil beyyinat fe ma kanellahü li yazlimehüm ve lakin kanu enfüsehüm yazlimun    
71.    Vel mü'minune vel mü'miratü ba'duhüm evliyaü ba'd ye'mürune bil ma'rufi ve yenhevne anil münkeri ve yükıymunes salate ve yü'tunez zekate ve yütıy'unellahe ve rasuleh ülaike se yerhamühümüllah innellaha azızün hakım    
72.    Veadellahül mü'minıne vel mü'minati cennatin tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha ve mesakine teyyibeten fı cennati adn ve rıdvanüm minallahi ekber zalike hüvel fevzül azıym    
73.    Ya eyyühen nebiyyü cahidil küffara vel münafikıyne vağluz aleyhim ve me'vahüm cehennem ve bi'sel mesıyr    
74.    Yahlifune billahi ma kalu ve le kad kalu kelimetel küfri ve keferu ba'de islamihim ve hemmu bi ma lem yenalu ve ma nekamu illa en ağnahümüllahü ve rasulühu min fadlih fe iy yetubu yekü hayral lehüm ve iy yetevellev yüazzibhümüllahü azaben elımen fid dünya vel ahırah ve ma lehüm fil erdı miv veliyyiv ve la nasıyr    
75.    Ve minhüm men ahedellahe le in atana min fadlihı le nessaddekanne ve le nekunenne mines salihıyn    
76.    Felemma atahüm min fadlihı behılu bihı ve tevellev ve hüm mu'ridun    
77.    Fe a'kabehüm nifakan fı kulubihim ila yevmi yelkavnehu bi ma ahlefüllahe ma veaduhü ve bi ma kanu yekzibun    
78.    E lem ya'lemu ennellahe ya'lemü sirrahüm ve necvahüm ve ennellahe allamül ğuyub    
79.    Ellezıne yelmizunel mütteavviıyne minel mü'minıne fis sadekati vellezıne la yecidune illa cühdehüm fe yesharune minhüm sehırallahü minhüm ve lehüm azabün elım    
80.    İstağfir lehüm ev la testağfir lehüm in testağfir lehüm seb'ıyne merraten fe ley yağfirallahü lehüm zalike bi ennehüm keferu billahi ve rasulih vallahü la yehdil kavmel fasikıyn    
81.    Ferihal mühallefune bi mak'adihim hılafe rasulillahi ve kerehu ey yücahidu bi emvalihim ve enfüsihim fı sebılillahi ve kalu la tenfiru fil harr kul naru cehenneme eşddü harra lev kanu yefkahun    
82.    Fel yadhaku kalılev vel yebku kezıra cezaem bi ma kanu yeksibun    
83.    Fe ir raceakellahü ila taifetim minhüm feste'zenuke lil huruci fe kul len tahrucu meıye ebedev ve len tükatilu meıye adüvva inneküm radıytüm bil kuudi evvele merratin fak'udu meal halifın    
84.    Ve la tüsalli ala ehadim minhüm mate ebedev ve la tekum ala kabrih innehüm keferu billahi ve rasulihı ve matu ve hüm fasikun    
85.    Ve la tu'cibke emvalühüm ve evladühüm innema yürıdüllahü ey yüazzibehüm biha fid dünya ve tezheka enfüsühüm ve hüm kafirun    
86.    Ve iza ünzilet suratün en aminu billahi ve cahidu mea rasulihiste'zeneke ülüt tavli minhüm ve kalu zerna neküm meal kaıdın    
87.    Radu bi ey yekunu meal havalifi ve tubia ala kulubihim fehüm la yefkahun    
88.    Lakinir rasulü vellezıne amenu meahu cahedu bi emvalihim ve enfüsihim ve ülaike lehümül hayratü ve ülaikehümül müflihun    
89.    Eaddellahü lehüm cennati tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha zalikel fevzül azıym    
90.    Ve cael müazzirune minel a'rabi li yü'zene lehüm ve kaadellezıne kezebüllahe ve rasuleh se yüsıybüllezıne keferu minhüm azabün elım    
91.    Leyse aled duafai ve la alel merda ve la alellezıne la yecidune me yünfikune haracün iza nesahu lillahi ve rasulih ma alel muhsinıne min sebıl vallahü ğafurur rahıym    
92.    Ve la alellezıne iza ma etevke li tahmilehüm kulte la ecidü ma ahmilüküm aleyhi tevellev ve a'yünühüm tefıdu mined dem'ı hazenen ella yecidu ma yünfikun    
93.    İnnemes sebılü alellezıne yeste'zinuneke ve hüm ağniya' radu bi ey yekunu meal havalifi ve tabeallahü ala kulubihim fehüm la ya'lemun    
94.    Ya'tezirune ilyküm iza raca'tüm ileyhim kul la ta'teziru len nü'mine leküm kad nebbeenellahü min ahbariküm ve se yerallahü ameleküm ve rasulühu sümme türaddune ila alimil ğaybi veş şehadeti fe yünebbiüküm bi ma küntüm ta'melun    
95.    Se yahlifune billahi leküm izenkalebtüm ileyhim li tu'ridu anhüm fe a'ridu anhüm innehüm ricsüv ve me'vahüm cehennem cezaem bi ma kanu yeksibun    
96.    Yahlifune leküm li terdav anhüm fe in terdav anhüm fe innellahe la yerda anil kavmil fasikıyn    
97.    El a'rabü eşeddü küfrav ve nifakav ve ecderu ella ya'lemu hudude ma enzelellahü ala rasulih vallahü alımün hakım    
98.    Ve minel a'rabi mey yettehızü ma yünfiku mağramev ve yeterabbesu bikümüd devair aleyhim dairatüs sev' vallahü semıun alım    
99.    Ve minel a'rabi mey yü'minü billahi vel yevmil ahıri ve yettehızü ma yünfiku kurubatin ındellahi ve salevatir rasul ela inneha kurbetül lehüm se yüdhılühümüllahü fı rahmetih innellahe ğafurur rahıym    
100.    Ves sabikunel evvelune minel mühacirıne vel ensari vellezınettebeuhüm bi ıhsanir radıyallahü anhüm ve radu anhü ve eadde lehüm cennatin tecrı tahtehel enharu halidıne fıha ebeda zalikel fevzül azıym    
101.    Ve mimmen havleküm minel a'rabi münafikun ve min ehlil medıneti meradu alen nifakı la ta'lemühüm nahnü na'lemühüm se nüazzibühüm merrateyni sümme yüraddune ila azabin azıym    
102.    Ve aharuna'terafu bi zünubbihim haletu amelen salihav ve ahara seyyia asellahü ey yetube aleyhim innellahe ğafurur rahıym    
103.    Huz min emvalihim sadekaten tütahhiruhüm ve tüzekkıhim biha ve salli aleyhim inne salateke sekenül lehüm vallahü semıun alım    
104.    E lem ya'lemu ennellahe hüve yakbelüt tevbete an ıbadihı ve ye'huzüs sadekati ve ennellahe hüvet tevvabür rahıym    
105.    Ve kulı'melu fe se yerallahü ameleküm ve rasulühu vel mü'minun ve se türaddune ila alimil ğaybi veş şehadeti fe yünebbiüküm bi ma küntüm ta'melun    
106.    Ve aharune mürcevne li emrillahi imma yüazzibühüm ve imma yetubü aleyhim vallahü alımün hakım    
107.    Vellezınettehazu mesciden dırarav ve küfrav ve tefrıkam beynel mü'minıne ve irsadel li men habellahe ve rasulehu min kabl ve le yahlifünne in eradna illel husna vallahü yeşhedü innehüm le kazibun    
108.    La tekum fıhi ebeda le mescidün üssise alet takva min evveli yevmin ehakku en tekume fıh fıhi ricalüy yühıbbune ey yetetahheru vallahü yühıbbül müttahhirın    
109.    E fe men essese bünyanehu ala katva minallahi ve rıdvanin hayrun em men essese bünyanehu ala şefacürufin harin fenhara bihı fı nari cehennem vallahü la yehdil havmez zalimın    
110.    La yezalü bünyanühümlezı benev rıbeten fı kulubihim illa en tekattaa kulubühüm yallahü alımün hakım    
111.    İnnellaheştera minel mü'minıne enfüshehüm ve emvalehüm bi enne lehümül cenneh yükatilune fı sebılillahi fe yaktülune ve yuktelune va'den aleyhi hakkan fit tevrati vel incıli vel kur'an ve men evfa bi ahdihı festebşiru bi bey'ıkümlezı bay'tüm bih ve zalike hümvel fevzül azıym    
112.    Ettaibunel abidunel hamidunes saihuner rakiunes sacidunel amirune bil ma'rufi ven nahune anil mümkeri vel hafizune li hududillah ve beşşiril mü'minın    
113.    Ma kane lin nebiyyi vellezıne amenu ey yestağfiru lil müşrikıne velev kanu ülı kurba mim ba'di ma tebeyyene lehüm ennehüm ashabül cehıym    
114.    Ve ma kanestiğfaru ibrahıme li ebıhi illa am mev'ıdetiv veadeha iyyah felemma tebeyyene lehu ennehu adüvvül lilhahi teberrae minh inne ibrahıme le evvahün halım    
115.    Ve ma kanellahü li yüdılle kavmem ba'de iz hedahüm hatta yübeyyine lehüm ma yettekun innellahe bi külli şey'in alım    
116.    İnnellahe lehu mülküs semavati vel ard yuhyı ve yümıt ve ma leküm min dunillahi miv veliyyiv ve la nasıyr    
117.    Le kad tabellahü alen nebiyyi vel mühacirıne vel ensarillezınettebeuhü fı saatil usrati mim ba'di ma kade yezığu kulubü ferıkım minhüm sümme tabe aleyhim innehu bihim raufür rahıym    
118.    Ve ales selasetillezıne hulifu hatta iza dakat aleyhimül erdu bi ma rahubet ve dakat aleyhim enfüsühüm ve zannu el la melcee minallahi illa ileyh sümme tabe aleyhim li yetubu innellahe hüvet tevvabür rahıym    
119.    Ya eyyühellezıne amenüttekullahe ve kunu meas sadikıyn    
120.    Ma kane li ehlil medıneti ve men havlehüm minel a'rabi ey yetehallefu ar rasulillahi ve la yerğabu bi enfüsihim an nefsih zalike bi ennehüm la yüsıybühüm zameüv ve la nesabü v ve la mahmesatün fı sebılillahi ve la yetaune mevtıey yeğıyzul küffara ve la yenalune min adüvvin neylen illa kütibe lehüm bihı amelün salıh innellahe la yüdıy'u ecral muhsinın    
121.    Ve la yünfikune nefekaten sağıyratev ve la kebıratev ve la kebıratev ve la yaktaune vadiyen illa kütibe lehüm li yecziyehümullahü ahsene ma kanu ya'melun    
122.    Ve ma kanel mü'minune li yenfiru kaffeh fe lev la nefera min külli firkatim minhüm taifetül li yetefekkahu fid dıni ve li yünziru kavmehüm iza raceu ileyhim leallehüm yahzerun    
123.    Ya eyyühellezıne amenu katilüllezıne yaluneküm minel küffari vel yecidu fıküm ğılzah va'lemu ennallahe meal müttekıyn    
124.    Ve iza ma ünzilet zuratün fe minhüm mey yekulü eyyüküm zadethü hazihı ımana fe emmellezıne amenu fe zadethüm ımanev vehüm yestebşirun    
125.    Ve emmellezıne fı kulubihim meradnu fe zadethüm ricsen ila ricsihim ve matu ve hüm kafirun    
126.    E ve la yeravne ennehüm yüftenune fı külli amim merraten ev merrateyni sümme la yetubune ve la hüm yezzekkerun    
127.    Ve iza ma ünzilet suratün nezara ba'duhüm ila ba'd hel yeraküm min ehadin sümmensarafu sarafellahü kulubehüm bi ennehüm kavmül la yefkahun    
128.    Le kad caeküm rasulüm min enfüsiküm azızün aleyhi ma anittüm harısun aleyküm bil mü'minıne raufür rahıym    
129.    Fe in tevellev fe kul hasbiyallahü la ilahe illa hu aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azıym 

Tevbe Suresi'nin Türkçe Meali


1.    Allah ve Resûlünden,kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklere bir ültimatomdur:    
2.    Yeryüzünde dört ay daha dolaşın. Şunu bilin ki, siz Allah'ı âciz bırakacak değilsiniz; Allah ise, inkârcıları perişan edecektir.    
3.    Hacc-ı ekber gününde1, Allah ve Resûlünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resûlü, Allah'a ortak koşanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır. Ama yüz çevirirseniz, şunu iyi bilin ki, siz Allah'ı âciz bırakabilecek değilsiniz. İnkârcılara, elem dolu bir azabı müjdele!    
4.    Ancak Allah'a ortak koşanlardan, kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz, sonra da antlaşmalarında size karşı hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiç kimseye yardım etmemiş olanlar, bu hükmün dışındadır. Onların antlaşmalarını, süreleri bitinceye kadar tamamlayın. Şüphesiz Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları sever.    
5.    Haram aylar çıkınca bu Allah'a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.    
6.    Eğer Allah'a ortak koşanlardan biri senden sığınma talebinde bulunursa, Allah'ın kelâmını işitebilmesi için ona sığınma hakkı tanı. Sonra da onu güven içinde olacağı yere ulaştır. Bu, onların bilmeyen bir kavim olmaları sebebiyledir.    
7.    Allah'a ortak koşanların Allah katında ve Resûlü yanında bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescid-i Haram'ın yanında kendileriyle antlaşma yaptıklarınız başkadır. Bunlar size karşı dürüst davrandığı sürece, siz de onlara dürüst davranın. Çünkü Allah kendine karşı gelmekten sakınanları sever.    
8.    Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer onlar size üstün gelselerdi, ne akrabalık (bağlarını), ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirlerdi. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışıyorlar, oysa kalpleri buna karşı çıkıyor. Onların pek çoğu fasık kimselerdir.    
9.    Allah'ın âyetlerini az bir karşılığa değiştiler de insanları onun yolundan alıkoydular. Bunların yapmakta oldukları şeyler gerçekten ne kötüdür!    
10.    Bir mü'min hakkında ne akrabalık (bağlarını), ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirler. İşte onlar taşkınlık yapanların ta kendileridir.    
11.    Fakat tövbe edip, namazı kılar ve zekâtı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilen bir kavme âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.    
12.    Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozup dininize dil uzatırlarsa, küfrün ele başlarıyla savaşın. Çünkü onlar yeminlerine riâyet etmeyen kimselerdir. Umulur ki, vazgeçerler.    
13.    Yeminlerini bozan, peygamberi yurdundan çıkarmaya kalkışan ve üstelik size tecavüzü ilk defa kendileri başlatan bir kavimle savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Oysa Allah, -eğer siz gerçek mü'minler iseniz- kendisinden korkmanıza daha lâyıktır.    
14, 15.    Onlarla savaşın ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin, mü'min topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah dilediğinin tövbesini kabul eder. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.    
16.    Yoksa; Allah içinizden, Allah'tan, Resûlünden ve mü'minlerden başkasını kendilerine sırdaş edinmeksizin cihad edenleri ayırt etmeden bırakılacağınızı mı sandınız? Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.    
17.    Allah'a ortak koşanların, inkârlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken, Allah'ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Onlar ateşte ebedî kalacaklardır.    
18.    Allah'ın mescitlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.    
19.    Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ın bakım ve onarımını, Allah'a ve âhiret gününe iman edip Allah yolunda cihad eden kimse(lerin amelleri) gibi mi tuttunuz? Bunlar Allah katında eşit olmazlar. Allah zâlim topluluğu doğru yola erdirmez.    
20.    İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselerin mertebeleri, Allah katında daha üstündür. İşte onlar, başarıya erenlerin ta kendileridir.    
21.    Rableri onlara, kendi katından bir rahmet, bir hoşnutluk ve kendilerine içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir.    
22.    Onlar orada ebedi kalacaklardır. Şüphesiz, Allah katında büyük bir mükafat vardır.    
23.    Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. İçinizden kim onları dost edinirse, işte onlar, zalimlerin ta kendileridir.    
24.    De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticâret ve beğendiğiniz meskenler size Allah'tan, peygamberinden ve onun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah fasık topluluğu doğru yola erdirmez."    
25.    Andolsun, Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir. Hani, çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, fakat (bu çokluk) size hiçbir yarar sağlamamış, yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Nihayet (bozularak) gerisin geriye dönüp kaçmıştınız.    
26.    Sonra Allah, Resûlü ile mü'minler üzerine kendi katından güven duygusu ve huzur indirdi. Bir de sizin göremediğiniz ordular indirdi ve inkar edenlere azap verdi. İşte bu, inkârcıların cezasıdır.    
27.    Sonra Allah, bunun ardından yine dilediği kimsenin tövbesini kabul eder. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.    
28.    Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. Artık bu yıllarından sonra, Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.    
29.    Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah'ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam'ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın.    
30.    Yahudiler, "Üzeyr Allah'ın oğludur" dediler. Hırıstiyanlar ise, "İsa Mesih Allah'ın oğludur" dediler. Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkar etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar!    
31.    (Yahudiler) Allah'ı bırakıp, hahamlarını; (hırıstiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih'i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, bir olan Allah'a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır.    
32.    Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler hoşlanmasalar da Allah, nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz.    
33.    O, Allah'a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini, bütün dinlere üstün kılmak için, peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir.    
34.    Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah'ın yolundan alıkoyuyorlar. Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele.    
35.    O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve, "İşte bu, kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. Haydi tadın bakalım biriktirip sakladıklarınızı"! denilecek.    
36.    Şüphesiz Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu Allah'ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. Fakat Allah'a ortak koşanlar sizinle nasıl topyekûn savaşıyorlarsa, siz de onlarla topyekûn savaşın. Bilin ki Allah, kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.    
37.    Haram ayları ertelemek, ancak inkarda daha da ileri gitmektir ki bununla inkar edenler saptırılır. Allah'ın haram kıldığı ayların sayısına uygun getirip böylece Allah'ın haram kıldığını helal kılmak için Haram ayı bir yıl helâl, bir yıl haram sayıyorlar. Onların bu çirkin işleri, kendilerine süslenip güzel gösterildi. Allah inkarcı toplumu doğru yola iletmez.    
38.    Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size "Allah yolunda sefere çıkın" denilince, yere çakılıp kaldınız.Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir.    
39.    Eğer Allah yolunda sefere çıkmazsanız, sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Siz ise ona hiçbir zarar veremezsiniz. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.    
40.    Eğer siz ona (Peygamber'e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkar edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke'den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah yardım etmişti. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o arkadaşına, "Üzülme, çünkü Allah bizimle berâber" diyordu. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz bir takım ordularla onu desteklemiş, böylece inkar edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah'ın sözü ise en yücedir. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.    
41.    Gerek yaya olarak, gerek binek üzerinde Allah yolunda sefere çıkın. Mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.    
42.    Eğer yakın bir dünya menfaati ve kolay bir yolculuk olsaydı, (sefere katılmayan münafıklar da) mutlaka sana uyarlardı. Fakat meşakkatli yol, onlara uzak geldi. Gerçi onlar, "Eğer gücümüz yetseydi, elbette sizinle beraber çıkardık" diye Allah'a yemin edeceklerdir. Onlar kendilerini helâke sürüklüyorlar. Allah biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar.    
43.    Allah seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup, yalancıları bilinceye kadar beklemeden niçin onlara izin verdin?    
44.    Allah'a ve âhiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten geri kalmak için senden izin istemezler. Allah kendine karşı gelmekten sakınanları çok iyi bilendir.    
45.    Ancak Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler.    
46.    Onlar eğer savaşa çıkmak isteselerdi, elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların harekete geçmelerini istemedi de onları geri bıraktı ve onlara, "Oturun oturan acizlerle beraber" denildi.    
47.    Eğer onlar da sizin içinizde (sefere) çıksalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda koşuşturacaklardı. Aranızda onları dinleyecek kişiler de vardı. Allah zalimleri hakkıyla bilendir.    
48.    Andolsun bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde Allah'ın dini galip geldi.    
49.    Onlardan "Bana izin ver, beni fitneye (isyana) sevketme" diyen de vardır. Bilesiniz ki onlar (böyle diyerek) fitnenin ta içine düştüler. Şüphesiz ki cehennem kâfirleri elbette kuşatacaktır.    
50.    Sana bir iyilik gelirse, bu onları üzer. Eğer başına bir musîbet gelirse, "Biz tedbirimizi önceden almıştık" derler ve sevinerek dönüp giderler.    
51.    De ki: "Bizim başımıza ancak, Allah'ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü'minler, yalnız Allah'a güvensinler."    
52.    De ki: "Bizim için siz, (şehitlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz. Biz de, Allah'ın kendi katından veya bizim ellerimizle size ulaştıracağı bir azabı bekliyoruz. Haydi bekleyedurun. Şüphesiz biz de sizinle birlikte beklemekteyiz."    
53.    Yine de ki: "İster gönüllü, ister gönülsüz olarak harcayın, sizden asla kabul olunmayacaktır. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz."    
54.    Harcamalarının kabul edilmesine, yalnızca, Allah'ı ve Rasûlünü inkar etmeleri, namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve ancak gönülsüzce harcamaları engel olmuştur.    
55.    Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah bununla ancak onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor.    
56.    Kesinlikle sizden olduklarına dâir Allah'a yemin ederler. Oysa onlar sizden değillerdir. Fakat onlar korkudan ödleri patlayan bir topluluktur.    
57.    Eğer sığınacak bir yer veya (gizlenecek) mağaralar yahut girilecek bir delik bulsalardı, hemen koşarak oraya kaçarlardı.    
58.    İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse, hemen kızarlar.    
59.    Eğer onlar Allah ve Resûlünün kendilerine verdiğine razı olup, "Bize Allah yeter. Lütuf ve ihsanıyla Allah ve Resûlü ileride bize yine verir. Biz yalnız Allah'a rağbet eder (onun ihsanını ister)iz" deselerdi, kendileri için daha hayırlı olurdu.    
60.    Sadakalar (zekatlar), Allah'tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslam'a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.    
61.    Yine onlardan peygamberi inciten ve "O (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır" diyen kimseler de vardır. De ki: "O sizin için bir hayır kulağıdır ki Allah'a inanır, mü'minlere inanır (güvenir). İçinizden inanan kimseler için bir rahmettir. Allah'ın Resûlünü incitenler için ise elem dolu bir azap vardır."    
62.    Sizi razı etmek için, Allah'a yemin ederler. Eğer gerçekten mü'min iseler (bilsinler ki), Allah ve Resûlü'nü razı etmeleri daha önceliklidir.    
63.    Allah'a ve Resûlüne karşı gelen kimseye, içinde ebedî kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmediler mi? İşte bu, büyük bir rezilliktir.    
64.    Münafıklar, kalplerinde olan şeyleri, yüzlerine karşı açıkça haber verecek bir sûrenin üzerlerine indirilmesinden çekinirler. De ki: "Siz alay ede durun! Allah, çekindiğiniz o şeyi ortaya çıkaracaktır."    
65.    Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan, "Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk", derler. De ki: "Allah'la, onun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?"    
66.    Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz, (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile, suçlarında ısrar etmeleri sebebiyle, diğer bir zümreye azap edeceğiz.    
67.    Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). Kötülüğü emredip, iyiliği yasaklarlar, ellerini de sıkı tutarlar. Onlar Allah'ı unuttular; Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar, fasıkların ta kendileridir.    
68.    Allah erkek münafıklara, kadın münafıklara ve kafirlere, içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşini vadetti. O, onlara yeter. Allah onlara lanet etmiştir. Onlar için sürekli bir azap vardır.    
69.    (Ey münafıklar!), siz de tıpkı, sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü, malları ve çocukları daha fazlaydı. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. Sizden öncekilerin, paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi, siz de (dünya zevkine) daldınız. İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.    
70.    Onlara kendilerinden öncekilerin; Nûh, Âd ve Semûd kavimlerinin; İbrahim'in kavminin; Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. (Ama inanmadılar Allah da onları cezalandırdı.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı.    
71.    Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah'a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.    
72.    Allah mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara, ebedi olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler vadetti. Allah'ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır.    
73.    Ey peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. Onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir varış yeridir orası!    
74.    Bir şey söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkar ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.    
75.    İçlerinden, "Eğer Allah bize lütuf ve kereminden verirse mutlaka bol bol sadaka veririz ve mutlaka salihlerden oluruz" diye Allah'a söz verenler de vardır.    
76.    Fakat Allah lütuf ve kereminden onlara verince, onda cimrilik ettiler ve yüz çevirerek dönüp gittiler.    
77.    Allah'a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için o da kalplerine, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu.    
78.    Allah'ın, içlerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildiğini ve Allah'ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu bilmediler mi?    
79.    Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü'minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.    
80.    Onlar için ister bağışlanma dile ister dileme (farketmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Allah fasık topluluğu doğru yola iletmez.    
81.    Allah'ın Resûlüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi ve "Bu sıcakta sefere çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennemin ateşi daha sıcaktır." Keşke anlasalardı.    
82.    Artık kazandıklarının karşılığı olarak, az gülsünler, çok ağlasınlar.    
83.    Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de, onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: "Artık siz benimle birlikte ebediyyen çıkmayacak ve benimle birlikte hiçbir düşmanla asla savaşmayacaksınız. Çünkü siz baştan yerinizde oturup kalmaya razı oldunuz. Şimdi de geri kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte oturun."    
84.    Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resûlünü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler.    
85.    Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. Allah bunlarla ancak, dünyada kendilerine azap etmeyi ve canlarının kafir olarak çıkmasını istiyor.    
86.    "Allah'a iman edin ve Resûlü ile birlikte cihat edin" diye bir sûre indirildiğinde, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve "Bizi bırak da oturup kalanlarla birlikte olalım" dediler.    
87.    Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar.    
88.    Fakat peygamber ve beraberindeki mü'minler, mallarıyla, canlarıyla cihat ettiler. Bütün hayırlar işte bunlarındır. İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.    
89.    Allah onlara, içinde ebedî kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.    
90.    Bedevîlerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resûlüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir.    
91.    Allah'a ve Resûlüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde, güçsüzlere, hastalara ve (seferde) harcayacakları bir şey bulamayanlara (sefere katılmadıkları için) bir günah yoktur. İyilikte bulunan kimselerin (kınanması) için de bir sebep yoktur. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.    
92.    Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman, senin, "Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum" dediğin; bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur.    
93.    Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geri kalan (kadınlarla) birlikte olmaya razı oldular. Allah ta kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler.    
94.    Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: "Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek."    
95.    Yanlarına döndüğünüz zaman, kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir. Artık onların peşini bırakın. Çünkü onlar pistir. Kazandıklarının karşılığı olarak, varacakları yer de cehennemdir.    
96.    Kendilerinden razı olasınız diye, size yemin edeceklerdir. Siz onlardan razı olsanız bile, Allah o fasıklar topluluğundan asla razı olmaz.    
97.    Bedevîler inkâr ve nifak bakımından daha ileri ve Allah'ın peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.    
98.    Bedevîlerden öyleleri vardır ki, (Allah yolunda) harcayacakları şeyi bir zarar sayar ve (bundan kurtulmak için) size belalar gelmesini beklerler. Kötü belâlar kendi başlarına olsun. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.    
99.    Bedevîlerden kimileri de vardır ki, Allah'a ve ahiret gününe inanır. Harcayacaklarını, Allah katında yakınlığa ve Peygamberin dualarını almağa vesile sayarlar. Bilesiniz ki bu, (Allah katında) onlar için yakınlıktır. Allah onları rahmetine sokacaktır. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.    
100.    İslâm'ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O'ndan razı olmuşlardır. Allah onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.    
101.    Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir.    
102.    Diğer bir kısmı ise, günahlarını itiraf ettiler. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.    
103.    Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekat) al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır.) Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.    
104.    Onlar, kullarının tövbesini kabul edenin ve sadakaları alanın Allah olduğunu; tövbeyi çok kabul edenin, çok merhametli olanın Allah olduğunu bilmediler mi?    
105.    De ki: "Çalışın, yapın. Yaptıklarınızı Allah da, Rasûlü de, mü'minler de göreceklerdir. Sonra gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah'ın huzuruna döndürüleceksiniz. O da size bütün yapmakta olduğunuz şeyleri haber verecektir."    
106.    (Sefere katılmayanlardan) diğer bir kısmı da, Allah'ın emrine bırakılmışlardır. Bunlara ya azap eder ya da tövbelerini kabul eder. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.    
107.    Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak, küfre yardım etmek, mü'minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resûlüne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescit yapanlar vardır. Bunlar, "Bizim iyilikten başka hiçbir kasdımız yok" diye de mutlaka yemin ederler. Ama Allah şâhitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar.    
108.    Onun içinde asla namaz kılma. İlk günden temeli takva (Allah'a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit (Kuba mescidi), içinde namaz kılmana elbette daha layıktır. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da tertemiz onları sever.    
109.    Binâsını takva (Allah'a karşı gelmekten sakınmak) ve onun rızasını kazanmak temeli üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır, yoksa binasını çökmeye yüz tutmuş bir yarın kenarına kurup, onunla birlikte kendisi de cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez.    
110.    Kurmuş oldukları binaları, (ölüp de) kalpleri paramparça olmadıkça yüreklerinde sürekli bir kuşku olarak kalmaya devam edecektir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.    
111.    Şüphesiz Allah, mü'minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah bunu Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da kesin olarak va'detmiştir. Kimdir sözünü Allah'tan daha iyi yerine getiren? O halde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır.    
112.    Bunlar, tövbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû' ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü'minleri müjdele.    
113.    Cehennem ehli oldukları açıkça kendilerine belli olduktan sonra, -yakınları da olsalar- Allah'a ortak koşanlar için af dilemek ne Peygambere yaraşır ne de mü'minlere.    
114.    İbrahim'in, babası için af dilemesi, sadece ona verdiği bir söz yüzündendi. Onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıkça belli olunca, ondan uzaklaştı. Şüphesiz İbrahim, çok içli, yumuşak huylu bir kişiydi.    
115.    Doğru yola ilettikten sonra, sakınacakları şeyleri kendilerine apaçık bildirmedikçe, Allah bir toplumu saptıracak değildir. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir.    
116.    Şüphesiz göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız Allah'ındır. O diriltir ve öldürür. Sizin için Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.    
117.    Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. Evet, onların tövbelerini kabul etmiştir.    
118.    Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları da kendilerini sıktıkça sıkmış, böylece Allah(ın azabın)dan yine ona sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Sonra (eski hallerine) dönsünler diye, onların tövbelerini de kabul etti. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir.    
119.    Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.    
120.    Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevîlere, Allah'ın Resûlünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü onların, Allah yolunda çektikleri susuzluk, yorgunluk, açlık, kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel (in sevabı) yazılmış olmasın. Şüphesiz Allah iyilik yapanların mükafatını elbette zayi etmez.    
121.    Allah yolunda küçük, büyük bir harcama yapmazlar ve bir vadiyi katetmezler ki (bunlar), Allah'ın, yaptıklarının daha güzeliyle kendilerini mükafatlandırması için hesaplarına yazılmış olmasın.    
122.    (Ne var ki) mü'minlerin hepsi toptan seferber olacak değillerdir. Öyleyse onların her kesiminden bir grup da, din konusunda köklü ve derin bilgi sahibi olmak ve döndükleri zaman kavimlerini uyarmak için geri kalsa ya! Umulur ki sakınırlar.    
123.    Ey iman edenler! Kafirlerden (öncelikle) yakınınızda olanlarla savaşın ve sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki Allah kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.    
124.    Herhangi bir sûre indirildiğinde, içlerinden, (alaylı bir şekilde) "Bu hanginizin imanını artırdı?" diyenler olur. İman etmiş olanlara gelince, inen sûre onların imanını artırmıştır. Onlar bunu birbirlerine müjdelerler.    
125.    Kalplerinde hastalık olanların ise, pisliklerine pislik katmış (küfürlerini artırmış), böylece kâfir olarak ölüp gitmişlerdir.    
126.    Görmüyorlar mı ki, onlar her yıl bir veya iki kere belaya çarptırılıp imtihan ediliyorlar. Sonra ne tövbe ederler, ne de ibret alırlar.    
127.    Bir sûre indirildi mi, "Sizi bir kimse görüyor mu?" diye birbirlerine göz ederler, sonra da sıvışıp giderler. Anlamayan bir toplum olmalarından dolayı, Allah onların kalplerini çevirmiştir.    
128.    Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O size çok düşkün, mü'minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.    
129.    Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Bana Allah yeter. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Ben ancak O'na tevekkül ettim. O, yüce Arşın sahibidir." 

Not: Tevbe Suresi'nin Arapça metnine aşağıda linkini verdiğimiz diyanet'in sitesinden ulaşabilirsiniz; http://kuran.diyanet.gov.tr/Kuran.aspx#1:1

Author Name

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *