Son Yazılar

TEVHİDİN UNUTULAN MANASI
İslam inanç esaslarını göz önünde bulundurduğumuzda, Kelime-i Tevhidin yerinin ilk sırada yer aldığını görebiliriz. Öyle ki, manası açısından baktığımızda var oluş sonucumuzun tek sebebi olan Allah'ı (c.c) birlemek, ondan başka kulluk yapılacak bir varlığın kendisinin yerine kabul etmemek, dolayısı ile onun önüne gelebilecek her türlü sahte ilahlardan uzak durmak olarak tanımlayabiliriz. Konu ile alakalı olarak Rabbimizin Kelime-i Tevhidi nasıl tanımladığına bakalım;De ki:
"Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim." Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun, biz gerçekten Müslümanlarız." (Ali- İmran 64)
Bu kısa ve öz tanımlamaya göre, gerçek gücün ALLAH olduğunu unutarak ve o yolda yapılan mücadelenin kutsallığından uzak hareketler sergileyerek, kendimize göre kutsallıklar oluşturduğumuz şu günlerde, Tevhid anlayışının tekrar gün yüzüne çıkarılmasında ve akıllara iyi bir şekilde kazınmasında fayda görüyorum.

Allah yolunda çalışıp kazanmaya ve harcamaya teşvik ettiğimiz kardeşlerimiz bu teşviklerin sonucunu hiçe sayıp, altını boşaltarak, enayilik olarak adlandırmaya başlamışken, ALLAH' dan başkasına güvenmeyen ilk neslin müminlerinin açtığı yoldan gidemeyip, türlü sistemlere ve güç saydığımız unsurlara güvenen kullara, hatta kendisine bile güvenmeyecek insanlara dönüştük. İnsanlar yaratılış amacının, kendisine verdiği kutsal misyonu unutarak, dünyanın türlü oyuncaklarına ve eğlencelerine kaydılar.

İnsanların yaşamlarında ahiret yaşantısına ait bir iz kalmamaya başladı. Seküler yaşam şartlarının pençesine düşen insanoğlunun, Tevhid temalı bir yaşam sürmesini isteyen Rabbimiz şu ayeti ile insanları ikaz ederken, bizlerinde bu ayetleri hatırlatmak için sürekli çalışmamız gerektiğini düşünmekteyim.
''Bu dünya hayatı; yalnızca bir oyun ve oyalanmadır. Asıl hayat, ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler''(Ankebut-64).
Kim suçlu peki? EMPERYALİST DÜNYA MI? KAPİTALİST DÜZEN Mİ? Elbette hayır. Her fikir görevini yaparken, Tevhidin manasını unutup ve yaşamda öylece hareket etmeye başlayan Müslümanların kendisini, bu konuda ilk suçlulardan olarak görebiliriz. Rabbimiz, tevhidin tanımını nitelerken, aynı zamanda siyasi olarak hayatının merkezine yerleştireceği bu kutsal duruşun peşinden giden müminleri de Kuran-ı Kerim'de şu şekilde açıklar;
''Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.O’nun hiçbir ortağı yoktur. İşte ben bununla emrolundum. Ben müslümanların ilkiyim.''.(ENAM, 162-163)
Konuyla ilgili olarak, tevhidin siyasi bir şuur ile canlanmasının tek yolunu ise, insanları iyiliğe teşvik kötülük' den ise men etme teorisini pratiğe dönüştürerek başarabiliriz. Rasullulah (sav.) buyuruyor' ki;
"Nefsimi kudret elinde tutan Zat'a kasem olsun, ya ma'rufu emreder ve münkerden de yasaklarsınız veya Allah'ın katından umumi bir bela göndermesi yakındır. O zaman yalvar yakar olursunuz da duanız kabul edilmez." Ravi: Huzeyfe, Kaynak: Tirmizi, Fiten 9, (2170)
Bu bilgiler ışığın' da görülen o' ki İslam coğrafyalarında yaşanan zulümlerin, haksızlıkların, adaletsizliklerin, nedenini; Tevhidin sadece bir söz olarak algılanıp, içinde barındırdığı derin siyasi duruşun farkında olmadan yaşayıp gitmek ve pratik olarak, dünya Müslümanlarının kendi içinde oluşturduğu kurtarıcıyı beklemelerinin neden olduğunu söylersek yanılmış olmayız.
Can Erdi

Ramazan Ayını Doğru Algılamak
Ramazan ayı bilindiği üzere ben Müslümanlardanım diyen her mümin kulun, oruç tutmakla mükellef olduğu bir aydır.
'' (Oruç) Sayılı günlerdir. Artık sizden kim hasta ya da yolculukta olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde (tutsun). Zor dayanabilenlerin üzerinde bir yoksulu doyuracak kadar fidye (vardır). Kim gönülden bir hayır yaparsa bu da kendisi için hayırlıdır. Oruç tutmanız, -eğer bilirseniz-sizin için daha hayırlıdır.'' (Bakara, 184)
Bu bakımdan, ramazanı doğru anlamak açısından baktığımızda, iman edenlerdenim diyen bir ferdin oruç tutmamasını anlayamayız.

Aynı zamanda, ramazan ayını şenlikler içinde geçirip, sünnet yolunun uzağında hareket ederek geçirilmesini' de anlayamayız. Ramazan ayının manevi ruhu, fuhuş içerikli reklamların ve TV programların önüne geçemiyorsa, faiz bazlı alış veriş mantığının önüne geçemiyorsa, kavgalarımızın ve dedikodularımızın önüne geçemiyorsa, daha fazla birlik ve beraberlik durumu gerektiren bir ortamda tefrikanın artmasının önüne geçemiyorsa, üzülerek söylüyorum' ki ramazan ayının doğru anlaşılmadığı ile alakalı bir sorunumuz var demektir.

Yine tüm bu olan bitenlere rağmen, ramazan ayını geçirip giden medya önünde boy gösteren, ''İslam Adamlarının'' isim analizleri ile vakit geçirmesini anlayamayız. Helal haram kavramlarının dikkatlice vurgulanıp, İslam'ın tebliğ açısından bir rahmet ayı olan ramazan ayının, insanlara iyi aktarılamamasını anlayamayız. Müslümanın kalitesi, yaptığı işle doğru orantılı iken, kalitesizliğin bu kadar artmasını kabul edemeyiz. Resulullah (sav.) buyurdu' ki;“Kişinin İslâmî güzelliklerinden biri de, malayani şeyleri terketmesidir.” Bu bakımdan, ümmetçe ramazan ayının doğru anlaşılması ile alakalı derdimizin olması gereken bir ramazan ayı geçiriyoruz.
 ''Rasulullah (sav) buyurdular ki: "Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur. (Müslim, Siyam 2, (1079)) 
Oysa biz bütün şeytanları davet eder gibi bir ramazan ayı geçiriyoruz. Karşılıklı rahmetin ve şefkat' in gelişmesi gereken ayda, birbirlerini darp etmiş, öldürmüş insanların varlığına şahit oluyoruz. Ramazanı ayını, kampanyalar ile donatılmış tatil köyü reklamlarına, şenlik adı altında geçen karnavala dönüştürülmüş konserlere feda ediyoruz. Oysa Rabbim cennetin kapılarını açarak kampanyayı daha evvel başlatmışken.
''Beş vakit namaz, bir cuma namazı diğer cuma namazına, bir Ramazan diğer Ramazana hep kefarettirler. Büyük günah irtikab edilmedikçe aralarındaki günahları affettirirler.'' (Müslim, Taharet 14, (223); Tirmizi, Salat 160, (214))
Böylesine eşsiz bir kampanya dururken, farklı kampanya aramanın sebebi nedir? Böylesine bir kampanya bizi hareketlendirmiyorsa, sorulması gereken tek sorunun ve aranması gereken tek çözümün ''Ne olduk' da böyle olduk? sorusu üzerine olması gerekir.

Can Erdi

Temek Din Kültürü İle İlgili Soru ve Cevapları - 1
1- İnanç nedir?
Bir dine inanmak demektir.

2- İlk ezan okuyan kişi kimdir?
Bilal-i Habeşi"dir.

3- Putlara tapmayan,Allah"a inanan kişilere ne denir?
Hanefi denir.

4- Peygamberimizin kendinden büyük hanımının adı nedir?
Hz. Hatice"dir.

5- Son peygamber kimdir?
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed"dir.

6- İlk peygamber kimdir?
Hz. Ademdir.

7- Namaz ile ilgili hadis?
"Namaz dinin direğidir"*

8- Müslümanlar kimin ümmetindedir?
Hz.Muhammed"in ümmetiyiz.

9- Kaç yaşında namaza başlamalıyız?
Ergenlik çağına girdiğimiz zaman başlamalıyız.-7,-8,-9,-10....

10- Müslümanlıkla ilgili bir hadis yazınız.
Müslüman müslümanın kardeşidir...

11- Allah tarafindan gönderilen ve en eski din olarak kabul edilen ilahi din aşağıdakilerden hangisidir?

Yahudilik Allah tarafindan gönderilen ve en eski din olarak kabul edilen ilahi dindir.

12- Batıl inançlar nelerdir örneklendirin?

Batıl inançlar nelerdir? Kapsamlı olarak sizler için yararlı olanları yazacağım. :)

  • Sağ el iç avuc kısmı kaşıntı olduysa '' PARA '' geleceğine, sol el iç avuc kısmı kaşıntı olduysa '' KAVGA '' olacağına söylenir.
  • Siyah kedi uğursuzluk getirir.
  • Akşam akşam sakız çiğnenmez çünkü, ölü eti çiğnenir.
  •  Baykuş ötüyorsa yakın evlerden birisine o evden ölü kişi çıkacağını söylenir.
  • Yumurta kabuklarının üzerlerinden geçilmez.
  • Kurşun dökmek nazarı bozar. Bu ve bunun gibi birçok gerçeği yansıtmayan ve tamamen uydurma olan batıl inançlar vardır.
13- Oruç tutmanın faydaları nelerdir ?

Oruç vücudumuzu dinlendirir, iç organlarımız rahatlar, Nefsimizi terbiye ederiz. Oruç yalnız ac ve susuz kalmak değildir insan vücuduna sayısız faydalari vardir. Kandaki insülin düzeyini dengelemeye yardımcı olur. Metabolizmayi geliştirir ve düzenler.
Beyin fonksiyonlarının gelişmesine yardımcı olur. Oruc insana sabir verir nefsiyle nasil basa çıkacağını öğretir. Vücudun dinlenmesini sağlar rahat ve sağlıklı bir bedene sahip oluruz. İbadetlere olan şevki arttırır.


Oruçluyken Adet, Regl Olan Bir Kadının Orucu Bozulur mu ?
Oruçluyken Adet, Regl Olan Bir Kadının Orucu Bozulur mu ?

Cevap: Oruçluyken adet, regl olan bir kadının orucu bozulmuş olur ve ramazandan sonra bunu kaza etmesi gerekir. Diyelim bir kadın oruçluyken öğlen vakti regl oldu. Bu andan itibaren orucu bozulmuş olur. O gün adet olduğu andan itibaren yeme içmesinde bir sakınca yoktur. İftara 5 10 dakika kalmış olsa bile bu durum yaşandığında oruç bozulmuş olur. Orucu bozulduğu için dilediği gibi yemek yer ve içer. Dediğimiz gibi daha sonra bu günü kaza orucuyla telafi etmesi gerekmektedir.

Evlilik Vaadiyle Kandırmanın Vebali Günahı Nedir?
Birini sevmiştim ve evlilik planları yapıyorduk. Bana evleneceğiz bekle dedi, sonra hiç bir şey söylemeden benden ayrıldı yarı yolda bıraktı. Evlilik vaadiyle kandırmanın vebali günahı nedir? Bu kişi kul hakkı’na girmiş oluyor mu?

Cevap: Değerli ziyaretçimiz, kadın veya bir erkeğin birini evlilik vaadi ile kandırmasının vebali büyüktür ve kul hakkı yemiş olur. Fakat kandırma niyetiyle ilişkiye başlamayıp niyeti ciddiyse ve daha sonra kendine göre sunduğu nedenlere göre evlilikten vazgeçtiyse bunun bir sakıncası yoktur. Niyet burada çok önemlidir. Ne olursa olsun bu durumda bu kişi karşısından helallik istemelidir.
Hakkımızda neyin hayırlı olduğunu bilemeyiz. Belkide mutlaka olmasını istediğimiz bir şey için sonradan "keşke olmasydı" deme ihtimali vardı. Bu nedenle isterken hayırlısını istemek, olmazsa sabır ile beklemek en güzelidir.
“Ey iman edenler! Sözlerinizi yerine getirin.” (Maide; 1)

“Ahde (verilen söze) vefa edin; hiç şüphesiz ahitten (verilen sözlerden dolayı) hesap sorulacaktır.” (İsra, 34)

“Yapmayacağınız sözü söylemeniz, Allah katında büyük bir günahtır.” (Saf, 3)

 “Onlar ki emanetlerine ve verdikleri sözlere sahip çıkarlar.” (Mu’minun, 8)

Hz. Peygamber (sav) de bir hadisi şerifte şöyle buyurmuştur: “Şu üç şey kimde bulunursa -oruç da tutsa, namaz da kılsa- o, münafıktır; – Konuştuğu zaman yalan söyleyen, – Verdiği sözden cayan ve – İtimat edildiği halde emanete ihanet eden.” (Buhari, Müslim)

Kurşun Döktürmek Nazarı, Göz Değmesini Bozar mı?
Kurşun döktürmenin nazarla hiç bir alakası yoktur. Kurşun döktürmek batıl olan düşüncelerden birisidir. Bid'attır ve hurafedir. İslam böyle şeylere karşıdır. İslam bunları onaylamaz. İslam dininde kurşun döktürmek veya dökülen kuşunun şeklinden yola çıkarak bazı yorumlar yapmak caiz değildir. Bir de işin kötüsü hatta daha da kötüsü kurşunu dökerken bazı yerlerde söylenen "bu el Hz. Fatıma ile Hz. Hatice'nin elidir" sözüdür. O iki sahabeyi, Hz. Muhammed'in kızı ve eşini bu hurafeye katarak istismar edilmesidir.

Peki nazar yada göz değmesi var ve bundan korunmak istiyoruz, ne yapabiliriz soru ve cevabı ? Tek cevap Allaha sığınmaktır. Peygamberimiz bu gibi durumlardan korunmak için şu duayı bizlere bırakmıştır.

"Euzu bi kelimâtillâhi't-tâmmeti min kulli şeytanin ve hammetin ve min külli aynin lammeh".

Yöntem kurşun dökmek değil, yöntem Allah'a sığınmaktır.

Author Name

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *