Yunus Emre Dergahı

Rahmetli babam ile birbirimize çok fazla hikaye,kıssa anlatırdık. O anlatır ben dinlerdim, ben anlatırdım o dinlerdi. Bir çok anlattığını kaleme aldım ve yazılı biçimde durur. Çoğunu nette arayıp bulurdum.

Vefat etmeden 2 hafta önce kadar Yunus Emre'nin bir kıssasını anlatmıştı. Yazıya dökme bu güne nasip imiş.

Yunus Emre Hazretleri Taptık Emre dergahında iken Şeyhi tarafından bir verilen bir emaneti yerine ulaştırmak için yola çıkar. Yolda 2 derviş ile daha karşılaşır. Bu dervişlerle birlikte yol arkadaşlığı ederler. Yolda havadan sudan konular bulup sohbet ede ede yol giderler.

Bir zaman sonra acıkırlar ve 2 derviş bir ağacın gölgesine oturur. Yunus Emre'de oturur. Çıkınında ki azığı çıkarmak üzereyken dervişlerden birisi elini açıp dua etmeye başlar ve gökten bir sofra iner. Yunus Emre şaşkındır, gözleri fal taşı gibi açılmıştır.

Bu şaşkınlı içinde yemeklerini yiyip karınlarını doyururlar.

Tekrar yola devam ederler. Yol boyunca sohbetler devam eder , saatler geçer gider , gün döner.

Akşam hava kararmak üzereyken tekrar dinlenmek üzere yolda uygun bir yere dururlar. Bu defa 2. derviş ellerini açıp dua etmeye başlar.

Duanın ardından gökten yine bir sofra iner. Yunus Emre yine şaşkın bakışlar eşliğinde yemeğini yer. Bu defa içine şöyle bir vesvese düşmüş olur. Bu zat-ı muhteremler evliya olsa gerek keramet gösteriyorlar der. Ya benden de dua edip gökten sofra indirmemi isterlerse ne yaparım der.

Karınlarını doyurduktan sonra bir süre uyurlar ve tekrar yola koyulurlar. Sabaha kadar yürüdükten sonra tekrar acıkırlar. Yine bir ağaç altına durup otururlar.

Dervişlerden birisi Yunus Emre'ye ; '' hadi bakalım derviş, dua et soframız insin karnımızı doyuralım'' der.

Yunus Emre korku ve panik içerisinde ne yapacağını bilemez. Ellerini açıp dua eder.

''Ya Rabbim. Sen bu Yunus kulunu mahçup eyleme. Gökten sofra indirmek kim, ben kim. Bu zat-ı muhteremler neye dua ettilerse bende sana onun için dua ediyorum. Dualarının kabulüne mashar olan şey için duamı kabul eyle'' der ve elini yüzüne sürer.

Gökten bir sofra iner ki muazzam mı muazzam, mükemmel mi mükemmel. Tabir-i caiz ise Yunus için inen sofranın yanında diğer iki dervişin sofrası atıştırmalık gibi kalır.

Diğer iki derviş muazzam sofrayı görünce şaşırırlar ve merak ederler. Ne diye dua ettin de bu sofra indi şeklinde sorular sormaya başlarlar.

Yunus ''ben kim sofra indirmek kim, ellerimi açıp Rabbime yalvardım. Ya Rabbim bu zatların duasının kabulüne mazhar olan şey için duamı kabul eyle'' dedim, der.

İki derviş daha da heyecanlanarak, biz Taptuk Emre Dergahındaki Evliya zat Yunus Emre Hazretlerinin yüzü suyu hürmetine dua ettik. Hep onun hürmetine dua ederiz ve Rabbimiz kabul eder'' dediler.

Yunus Emre'nin gözlerinden yaşlar süzülerek elini açıp '' Ey Rabbim sana şükürler olsun. Senin aşkından makamımı göremedim.Makamımı gizleyip nefsimin elinden beni korudun , hamdolsun'' der.

Yazar: Vural Egemen SARIGÖZ

Yorum Gönder

  1. Çok güzel bir kıssaydı. İbretlik.. Yazan ellere, yüreğe teşekkür ederim.

    YanıtlaSil

Author Name

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *