Değerli okuyucular. "Ateist ve Agnostik Tezleri Çürüyor" adıyla başlattığımız, birçok ateist ve agnostik forumlardan derlediğim ve üzerinde hatırı sayılır bir emek harcayarak yazdığımız yazı dizisine uzun bir ara vermiştim. Yakın zamanda İslam Ahengi tekrardan yayınlarına başladı. Bununla birlikte bu yazı dizisine büyük önem vermemden dolayı şuan tekrar çalışmalara başladım. İnşaallah yakın zamanda sağ bölümde gördüğünüz konu başlıklarından ulaşacağınız "Ateist ve Agnostik Tezleri Çürüyor" kategorisinden ulaşacağınız yazı dizimizde güncel konulara ulaşabileceksiniz. Selametle kalın..
Etiketler:

Yorum Gönder

  1. Dediler ki: Hayat ancak bu dünyada yaşadığımızdır. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman helâk eder. Bu hususta onların hiçbir bilgisi de yoktur. Onlar sadece zanna göre hüküm veriyorlar. “Dehriyyun” denilen “Tabiiyyun” denilen “Naturalist” denilen veya bugün isimlerine Ateist dediğimiz kimseler bunlar. Teist olup da Allaha inanıp da ahirete inanmayan insanlar da var. Bunlar da böyle düşünüyorlar tabiatıyla. “Ne mutu ve nahya”, yani burada takdim tehir var. Biz burada yaşar ve ölürüz “Ve ma yühliküna illeddehr”, bizi bu dünya hayatının içinde meydana gelen bir takım sebepler var. Bizim ölümümüze yol açan zamandan başka bir şey değildir. Zamanın akışıdır diyorlar. “Ve ma lehüm bi zalike min ilm”, bu konuda onların bir ilmi de yoktur. Böyle bir iddia ortaya koyarken böyle bir iddiada bulunurken, bu iddialarını mesnedlendirecek buna dayanak olacak ciddi bir şeyde söylemezler. “İn hüm illa yezunun”, onlar sadece zan ve tahmin üzere konuşuyorlar. Böyle boş bir zan ile konuşuyorlar.
    Yani sadece bunların yaşadıkları hayattan ibaret bir hayata sadece o hayata inandıkları, bunun dışında bir hayat olacağının kesinlikle hayal edilemeyeceğini, düşünülemiyeceğini etrafındaki insanlara telkin ettiklerini Cenab-ı Hak haber veriyor.
    Bir şey olmıyacak derken, niçin olmıyacağını ne sebeple olmıyacağını ortaya koymak isbat etmek lazım. İnkar edenler kendi kuruntularına, kendi zan ve tahminlerine dayanıyorlar, öyle kabul ediyorlar.
    İnsanlar kurukuruya bir iddia ortaya atmamalılar. Söyledikleri sözü dayandıracakları bir esasın olması lazım mutlaka. Kuru bir iddia hiçbir şey ifade etmez. İlmi bakımdan, akli ve mantıki bakımdan birbiriyle tutarlı olması, insicamlı, irtibatlı olması bakımından söyledikleri şeyin belli bir temele, belli bir esasa dayanması, istinad etmesi lazım. Böyle olursa sözlerinin kıymeti olur. Zan ve tahmin üzere, hiçbir esasa dayanmıyan görüşler şayanı itibar değildir. Bunlara kıymet verilmez.
    Kabûl etmemek, yok olduğunu bildirmez. Yok olan şeyler, isbât edilemez. Çünki, yokluğu gösteren şâhid bulunmaz. (Sizi abes olarak, oyuncak olarak mı yaratdım sanıyorsunuz. Bize dönmiyecek misiniz zan ediyorsunuz?) - 23/115 Her kim Allah ile beraber bir ilâha da taparsa ki, bunun için ona hiçbir delil yoktur, artık onun hesabı muhakkak ki Rabbinin katındadır. Şüphe yok ki, kâfirler felâha eremezler. 23/117 45/27 Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Kıyametin kopacağı gün bâtıla sapanlar hüsrana uğrayacaklardır. 45/28 O gün her ümmeti, diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına çağırılır, (onlara şöyle denilir:) "Bu gün, yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız!"

    YanıtlaSil

Author Name

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *